|
22
- ALÎ SEMERKANDÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÇEKİRGE ÂFETİ
Kadınlar çalışırken bir
yaz günü ekinde,
Sığır otlatıyordu "Alî
Semerkandî" de.
Baktı ki, namâz vakti
ilerlemiş, geçecek.
Lâkin su bulamadı abdest
tâzeliyecek.
Asâsını vurarak toprağın
bir yerine,
Buyurdu: (Ey
su, yerden, çık toprak
üzerine!)
Gövde kalınlığında bir
su çıktı o anda.
Yayılmaya başladı
sür'atle o alanda.
Lâkin bağırdılar ki suyu
görüp kadınlar:
(Bu su da nerden çıktı,
ekinler gördü zarar.)
O zaman buyurdu ki akan
suya bakarak:
(Ey su, şöyle sessizce
ve belli belirsiz ak!)
O andan îtibâren, su
aktı gâyet sessiz.
Çıktığı ve aktığı oldu
belli belirsiz.
O târihte Bursa’da, bir
"Çekirge âfâtı",
Oldu ki, harâb etti
bilcümle hubûbâtı.
Bundan kurtulmak için,
uğraşıldı bir nice.
Lâkin alınamadı yine de
bir netîce.
Âlim ve velîlere dahî
haber verdiler.
Ki, bunun çâresini
söylesinler bilenler.
"Alî Semerkandî"ye dahî
geldi birisi.
Sordu ki: (Bu âfetin,
nedir acep çâresi?)
O dahî asâsıyla
çıkardığı "Su"
var ya,
Ondan bir miktâr verip,
irsâl etti Bursa'ya.
Buyurdu: (Haşerâtın
olduğu yere, biraz,
Bu sudan serpilirse,
onlardan eser kalmaz.)
Hakîkaten o sudan, o
yerlere serptiler.
Çekirgeler, bir anda,
orayı terk ettiler.
Pâdişâh çok sevindi
duyup bu hâdiseyi,
Bursa’ya dâvet etti, "Alî
Semerkandî"yi.
Gelince, karşıladı
kendisi onu bizzât.
Saygı, hürmet gösterip,
eyledi çok iltifât.
O, müsâde isteyip,
dönecek idi ki tam,
Bursa’da kalmasını etti
ondan istirhâm.
Lâkin o istemedi
sultânın teklîfini.
Arz etti ki, bu babta
“mâzur görsün” kendini.
Pâdişâh mâkul görüp,
dedi ki: (Öyle ise,
Varsa bir isteğiniz,
söyleyin onu bize.)
Buyurdu ki: (Fakîrdir
Çamlıdere insanı.
O yöre halkı için,
bahşedin bu ihsânı.
Meselâ, askerlikten
tutulsun onlar muâf.
Ve toprak kirâsından,
olsunlar cümlesi af.)
Pâdişâh, bu talebi
severek kabûl edip,
Bu hususta bir fermân
yazdırdı emir verip.
Bindörtyüz elliyedi
yılında bu büyük zât,
Yine Çamlıdere’de eyledi
Hakka vuslat.
Türbesi, kabristânın tam
orta yerindedir.
Ziyâret edenlere, hâlen
de feyiz verir. |