ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - ALÎ SEMERKANDÎ (Rahmetullahi Aleyh)

KURT DİLE GELDİ

 

"Alî Semerkandî" ki, âlim ve velî bir zât.

Çamlıdere halkını yıllarca etti irşâd.

 

O halk da fakîr olup, pek azdı hayvanları.

Hattâ otlatmak için, yoktu bir çobanları.

 

O bu hâli görünce, dert oldu bu içine.

Kendisi tâlip oldu, bu "Çobanlık" işine.

 

Buyurdu: (Ben yaparım çobanlığı size hep.

Ve hattâ bu iş için, ücret de etmem talep.)

 

Köylüler, kendisini tanımıyorlardı hiç.

Bu teklîf karşısında, buldular neş'e, sevinç.

 

O akşam gördüler ki, ineklerin memesi,

"Süt" ile dolu geldi, hayrette kaldı hepsi.

 

Böyle bir netîceyle karşılaşınca ilk kez,

Evliyâ” olduğunu anladı köyde herkes.

 

Bir gün de, sığırları salmıştı kırlık düze.

Baktı ki, bir "Kurt" gelmiş, kıyacak bir "Öküz"e.

 

Kurda hitâb etti ki: (Bunu öldürmek için,

Ey kurt, söyle bakalım, sen kimden aldın izin?)

 

Dedi ki: (Ey efendim, nasîbimdir bu benim.

Allahın izni ile öldürüp yiyeceğim.)

 

Buyurdu: (Şimdi git de, yârın gel ye, olur mu?

Ben dahî sâhibine söyliyeyim durumu.)

 

O kurt “Peki” diyerek, dönüp gitti yerine.

O da, söyledi bunu o akşam sâhibine.

 

Lâkin o, bilmiyordu onun büyüklüğünü.

İnanmayıp, hafife aldı onun sözünü.

 

Ertesi gün kurt gelip, öküze durdu yakın.

Buyurdu ki: (Ye ama, deriyi delme sakın.)

 

Kurt dahî “Peki” deyip, dokunmadı deriye.

Akşama, sığırlarla "Deri" gitti geriye.

 

Adam, öküz yerine, görünce sırf deriyi,

Dâvâ etti kadıya "Alî Semerkandî"yi.

 

Kadı, iki tarafı dinleyip, geçti zabta.

(Şâhidin var mı?) diye, sordu bu velî zâta.

 

Buyurdu ki: (Ey kadı, bu işi görenler var.

Şâhittir o yerdeki ağaçlar ve kayalar.)

 

O anda bir gürültü kopuverdi derinden.

Ordaki ağaçlar ve dağlar koptu yerinden.

 

Ve mahkemeye doğru hepsi yol alıyordu.

O ses ve gürültüler, onlardan geliyordu.

 

İnsanlar, korkusundan kaçışınca etrâfa,

O velî, şu şekilde nidâ etti bu defâ:

 

(Ey ağaçlar, ey taşlar, ne için gelirsiniz?

Size, şâhitlik için gelin demedik ki biz.)

 

O böyle söyleyince, hepsi durdu bir anda.

Gördüler bu durumu kadı ve o adam da.

 

Onun büyüklüğüne inandılar yakînen.

El öpüp, talebesi oldular hepsi birden.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan