|
22
- ALÎ SEMERKANDÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KURT DİLE GELDİ
"Alî Semerkandî"
ki, âlim ve velî bir
zât.
Çamlıdere halkını
yıllarca etti irşâd.
O halk da fakîr olup,
pek azdı hayvanları.
Hattâ otlatmak için,
yoktu bir çobanları.
O bu hâli görünce, dert
oldu bu içine.
Kendisi tâlip oldu, bu
"Çobanlık" işine.
Buyurdu: (Ben
yaparım çobanlığı size
hep.
Ve hattâ bu iş için,
ücret de etmem talep.)
Köylüler, kendisini
tanımıyorlardı hiç.
Bu teklîf karşısında,
buldular neş'e, sevinç.
O akşam gördüler ki,
ineklerin memesi,
"Süt" ile dolu
geldi, hayrette kaldı
hepsi.
Böyle bir netîceyle
karşılaşınca ilk kez,
“Evliyâ” olduğunu
anladı köyde herkes.
Bir gün de, sığırları
salmıştı kırlık düze.
Baktı ki, bir "Kurt"
gelmiş, kıyacak bir "Öküz"e.
Kurda hitâb etti ki:
(Bunu öldürmek için,
Ey kurt, söyle bakalım,
sen kimden aldın izin?)
Dedi ki: (Ey efendim,
nasîbimdir bu benim.
Allahın izni ile öldürüp
yiyeceğim.)
Buyurdu:
(Şimdi git de, yârın gel
ye, olur mu?
Ben dahî sâhibine
söyliyeyim durumu.)
O kurt “Peki”
diyerek, dönüp gitti
yerine.
O da, söyledi bunu o
akşam sâhibine.
Lâkin o, bilmiyordu onun
büyüklüğünü.
İnanmayıp, hafife aldı
onun sözünü.
Ertesi gün kurt gelip,
öküze durdu yakın.
Buyurdu ki:
(Ye ama, deriyi delme
sakın.)
Kurt dahî “Peki” deyip,
dokunmadı deriye.
Akşama, sığırlarla "Deri"
gitti geriye.
Adam, öküz yerine,
görünce sırf deriyi,
Dâvâ etti kadıya "Alî
Semerkandî"yi.
Kadı, iki tarafı
dinleyip, geçti zabta.
(Şâhidin var mı?) diye,
sordu bu velî zâta.
Buyurdu ki: (Ey
kadı, bu işi görenler
var.
Şâhittir o yerdeki
ağaçlar ve kayalar.)
O anda bir gürültü
kopuverdi derinden.
Ordaki ağaçlar ve dağlar
koptu yerinden.
Ve mahkemeye doğru hepsi
yol alıyordu.
O ses ve gürültüler,
onlardan geliyordu.
İnsanlar, korkusundan
kaçışınca etrâfa,
O velî, şu şekilde nidâ
etti bu defâ:
(Ey ağaçlar, ey taşlar,
ne için gelirsiniz?
Size, şâhitlik için
gelin demedik ki biz.)
O böyle söyleyince,
hepsi durdu bir anda.
Gördüler bu durumu kadı
ve o adam da.
Onun büyüklüğüne
inandılar yakînen.
El öpüp, talebesi
oldular hepsi birden. |