ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

21 - ŞEMS-İ TEBRÎZÎ (Rahmetullahi Aleyh)

AHLÂKI VE KERÂMETLERİ

 

Peygamber-i zîşânın ahlâk ve edebini,

Kendine örnek alıp, yapardı işlerini.

 

Râhatsız olsa idi şâyet o bir kimseden,

Bedduâ etmez idi o kimseye katiyyen.

 

Eğer  çok sıkılsaydı, derdi ki onun için:

(Çoğalt dünyâlığını yâ Rabbî bu kişinin.)

 

Bir cenâze görseydi, derdi ki akabinde:

(Âh, keşke ben olsaydım o mevtânın yerinde.)

 

Derlerdi ki: (Ne için böyle söylüyorsunuz?

Bir an önce ölmek mi yoksa istiyorsunuz?)

 

Buyururdu: (Âşıklar, mâşûka varmak için,

Ancak bunu isterler, iç yüzü budur işin.)

 

İkrâmda bulunsaydı biri ona azıcık,

Bol bol ihsân ederdi, o da buna karşılık.

 

Ayrıca, öyle duâ ederdi ki, o anda,

Açılırdı kalp gözü onun kısa zamanda.

 

Talebesinden biri, soğuk kış mevsiminde,

Gül fidanı” dikmişti bahçesinin içinde.

 

Huzûruna giderek, dedi ki: (Efendim, ben,

Bahçeme, gül fidanı diktim çok sevdiğimden.

 

Duâ buyurunuz da, tutsun bu gül fidanım.

Zîrâ budur şu anda yegâne, tek murâdım.)

 

Hırkasının altına sokarak bir elini,

Çıkarıp verdi ona, iki “Gül demeti”ni.

 

Sultânın oğlu vardı, iyi huylu, mübârek.

Ve lâkin hâfızası kuvvetli değildi pek.

 

Gayret gösterirdi ki, “Hâfız” olsun bu çocuk.

Lâkin o, ezberini unuturdu pek çabuk.

 

Babası, "Tebrîzî"ye geldi bir gün nihâyet,

Oğlunun bu hâlinden etti ona şikâyet.

 

Dedi: (Himmet buyurun lütfen bu oğlumuza.

Muvaffak olamıyor, çok çalışsa da hıfza.)

 

Buyurdu ki: (İnşallah, bu günden îtibâren,

O, ezberler bir günde, hem de iki cüz birden.)

 

Gerçekten ezberledi bir günde iki cüzü.

Yâni yere düşmedi "Tebrîzî"nin bu sözü.

 

Bir gün "Şems-i Tebrîzî", tefekkür ediyordu.

O an gayb âleminde, bir "Evliyâ"yı gördü.

 

Kalp kırıklığı ile, göz yaşları dökerek,

Duâ edip, Rabbinden istiyordu bir dilek.

 

O, bunları görünce, acıdı ona gâyet.

O sırada gâibten, bir ses duydu nihâyet.

 

Diyordu: (Ey Şemseddîn, bir arzun varsa şu an,

İste, kabûl edilir, her ne ki istiyorsan.)

 

Dedi ki: (Yâ ilâhî, sana yalvaran şu zât,

Dileği her ne ise, ihsân eyle şu sâat.)

 

Şemseddîn Tebrîzî’nin yüksek şefâatiyle,

O velînin duâsı kabûl oldu ayniyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan