|
21
- ŞEMS-İ TEBRÎZÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
AHLÂKI VE KERÂMETLERİ
Peygamber-i zîşânın
ahlâk ve edebini,
Kendine örnek alıp,
yapardı işlerini.
Râhatsız olsa idi şâyet
o bir kimseden,
Bedduâ etmez idi o
kimseye katiyyen.
Eğer çok sıkılsaydı,
derdi ki onun için:
(Çoğalt dünyâlığını yâ
Rabbî bu kişinin.)
Bir cenâze görseydi,
derdi ki akabinde:
(Âh,
keşke ben olsaydım o
mevtânın yerinde.)
Derlerdi ki: (Ne için
böyle söylüyorsunuz?
Bir an önce ölmek mi
yoksa istiyorsunuz?)
Buyururdu:
(Âşıklar, mâşûka varmak
için,
Ancak bunu isterler, iç
yüzü budur işin.)
İkrâmda bulunsaydı biri
ona azıcık,
Bol bol ihsân ederdi, o
da buna karşılık.
Ayrıca, öyle duâ ederdi
ki, o anda,
Açılırdı kalp gözü onun
kısa zamanda.
Talebesinden biri, soğuk
kış mevsiminde,
“Gül fidanı”
dikmişti bahçesinin
içinde.
Huzûruna giderek, dedi
ki: (Efendim,
ben,
Bahçeme, gül fidanı
diktim çok sevdiğimden.
Duâ buyurunuz da, tutsun
bu gül fidanım.
Zîrâ budur şu anda
yegâne, tek murâdım.)
Hırkasının altına
sokarak bir elini,
Çıkarıp verdi ona, iki “Gül
demeti”ni.
Sultânın oğlu vardı, iyi
huylu, mübârek.
Ve lâkin hâfızası
kuvvetli değildi pek.
Gayret gösterirdi ki, “Hâfız”
olsun bu çocuk.
Lâkin o, ezberini
unuturdu pek çabuk.
Babası, "Tebrîzî"ye
geldi bir gün nihâyet,
Oğlunun bu hâlinden etti
ona şikâyet.
Dedi: (Himmet buyurun
lütfen bu oğlumuza.
Muvaffak olamıyor, çok
çalışsa da hıfza.)
Buyurdu ki: (İnşallah,
bu günden îtibâren,
O, ezberler bir günde,
hem de iki cüz birden.)
Gerçekten ezberledi bir
günde iki cüzü.
Yâni yere düşmedi "Tebrîzî"nin
bu sözü.
Bir gün "Şems-i
Tebrîzî", tefekkür
ediyordu.
O an gayb âleminde, bir
"Evliyâ"yı gördü.
Kalp kırıklığı ile, göz
yaşları dökerek,
Duâ edip, Rabbinden
istiyordu bir dilek.
O, bunları görünce,
acıdı ona gâyet.
O sırada gâibten, bir
ses duydu nihâyet.
Diyordu: (Ey Şemseddîn,
bir arzun varsa şu an,
İste, kabûl edilir, her
ne ki istiyorsan.)
Dedi ki: (Yâ
ilâhî, sana yalvaran şu
zât,
Dileği her ne ise, ihsân
eyle şu sâat.)
Şemseddîn Tebrîzî’nin
yüksek şefâatiyle,
O velînin duâsı kabûl
oldu ayniyle. |