ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

21 - ŞEMS-İ TEBRÎZÎ (Rahmetullahi Aleyh)

“ŞEMS!  ŞEMS!” DİYE AĞLARDI

 

"Şems-i Tebrîzî" ile "Mevlânâ" hazretleri,

Bir odada, günlerce sürerken sohbetleri,

 

Bâzıları bu işi hiç hazmedemediler.

"Şems" hakkında, uygunsuz kelâmlar söylediler.

 

Dediler: (Ne zaman ki, Konya’ya geldi bu zât.

Mevlânâ, bize artık hiç etmiyor iltifât.

 

Gönlünü, tamâmiyle verip o Tebrizliye,

Unuttu başkasını, sırt çevirdi hem bize.)

 

"Şems-i Tebrîzî" dahî işitti bu sözleri.

Böyle söyliyenlere incindi gönülleri.

 

Konya’dan ayrılmanın zamanı geldi” deyip,

Şam’a gitti âniden, ona vedâ eyleyip.

 

Çok üzüldü Mevlânâ onun bu gidişine.

Şiddetle düştü onun “Ayrılık ateşi”ne.

 

Onun firâkı ile ağlıyordu rûz-ü şeb.

Şems! Şems!” diye söylenip, göz yaşı dökerdi hep.

 

Kasîdeler düzerdi bu firâk ateşiyle.

Büsbütün dertli oldu, onun bu gidişiyle.

 

Göz yaşlarıyla dolu, mektuplar yazıyordu.

Birbiri arkasına, Şam’a gönderiyordu.

 

(Şems’i gördüm) deseydi ona gelip bir kimse,

Çok fazla hediyeler verirdi o kimseye.

 

Velhâsıl bu ayrılık, aylar sürdü böylece.

Onun hasreti ile, ağlardı gün ve gece.

 

Artık dayanamayıp, verdi ki şöyle karar:

Oğlu Sultân Veled’i göndersin Şam’a kadar.”

 

Hemen onu çağırıp, buyurdu ki: (Evlâdım!

Şems’in ayrılığına hiç kalmadı tâkatım.

 

Şimdi arzum şudur ki, derhâl Şam’a gidesin.

Onu alıp, acele Konya'ya getiresin.

 

Ey oğlum dinle beni, Şam’a vardığın anda,

Onu, genç birisiyle göreceksin bir handa.

 

Arz eyle kendisine selâm ve hürmetimi.

Ve onun firâkıyle ne hâle geldiğimi.

 

De ki: “Siz ayrılınca, babam çok kaldı yalnız.

Yakıyor yüreğini sizin bu firâkınız.

 

İstirhâmım şudur ki, kırmayın beni lütfen.

Teşrîf edip, kurtarın onu bu üzüntüden".)

 

Babasının bu emri üzere "Sultân Veled",

Hazırlığını yapıp, yola çıktı nihâyet.

 

Şam’a varıp, bir hana girince sabah erken,

Gördü genç birisiyle onu sohbet ederken.

 

Yanlarına yaklaşıp, buyurdu ki: (Efendim!

Size, çok selâm ile hürmet eder pederim.

 

Sizin firâkınızla öyle bir hâldedir ki,

Artık hiç kalmamıştır tahammülü, tâkati.

 

Avdet buyurursanız Konya’ya şimdi eğer,

O da, bu hasretlikten kurtulur, râhat eder.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan