|
21
- ŞEMS-İ TEBRÎZÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÜÇ
SUÂLE, TEK CEVAP
Bir gurup felsefeci,
gelerek "Tebrîzî"ye,
Dediler:
(Birkaç suâl sormaya
geldik size.)
O sırada Şemseddîn
Tebrîzî hazretleri,
Ders için, toplamıştı
cümle talebeleri.
Ve elinde bir "Kerpiç"
bulunurdu o ara.
“Kerpiçle teyemmüm”ü
öğretirdi onlara.
İşte tam bu sırada,
geldi felsefeciler.
Üç suâl sormak için,
müsâde istediler.
Onlara, (Peki sorun!)
buyurunca Tebrîzî,
Konuşmaya başladı
içlerinden birisi.
Dedi ki: (“Allah
vardır, görünmez”
diyorsunuz.
Görünmeyen şeye mi siz
inanıyorsunuz?)
Ve dedi: (İkincisi
şu ki suâlimizin,
“Ateşten yaratıldı”
dersiniz şeytân için.
Sonra da, “O, ateşte
yanacak” diyorsunuz.
Bu iki sözünüzde yok
mudur bir tenâkuz?
Ateştense şeytânın mâdem
halk edilişi,
Öyleyse hiç yakar mı
ateş, başka ateşi?)
(Ayrıca, dersiniz ki:
“İslâmda kul hakkı var.
Âhirette, hakkını alır
alacaklılar.”
Hâlbuki insanları,
bırakın hâllerine.
Canları ne isterse,
yapsınlar birbirine.)
O zaman "hazreti Şems",
o kerpici alarak,
O kimsenin başına, vurdu
cevap olarak.
O ise anlamadı bundaki
inceliği.
Gidip şikâyet etti
kadıya "Tebrîzî"yi.
Çağırıp sordu o da,
Şemseddîn Tebrîzî’ye:
(Ne için kerpiç ile
vurdunuz bu kimseye?)
Buyurdu ki: (Ey kadı,
demişti ki bu bana:
“Nasıl inanırsınız
görünmeyen Allaha?”
Cevâben kerpiç vurup, az
acıttım başını.
Göstersin o başının ağrı
ve acısını.)
O, şaşırıp dedi ki: (Ağrıyor
başım gerçek.
Lâkin mümkün değildir o
ağrıyı göstermek.)
Buyurdu ki: (Allah da
vardır, lâkin görünmez.
Demek senin o sözün, ne
mantıksız ve abes.
Ey kadı, bu diyor ki:
“Şeytân, ateş cinsinden,
Olunca, zarar görmez
Cehennem ateşinden."
Hâlbuki kendisi de
topraktan yaratıldı.
Öyleyse bu kerpiçle,
niçin başı ağrıdı?
Ve diyor ki:
“Ölünce, yoktur hesap ve
mîzân.
Şu dünyâda, serbestçe
yaşamalı her insan.
Bırakın, kimin canı ne
yapmak ister ise,
Yapsın istediğini,
karışmayın kimseye.”
Mâdem ki istemiyor hak
hukûka riâyet,
Öyleyse niçin beni, size
etti şikâyet?)
O kişi mahcûb olup, öne
eğdi başını.
Reddetti kadı dahî, onun
bu dâvâsını. |