|
20
- HASAN SEZÂÎ EFENDİ
(Rahmetullahi Aleyh)
İÇKİLER ŞERBET OLDU
Bir gün, içki içmeye
mübtelâ bâzı gençler,
Kıra gidip, içmeği çok
arzu eylediler.
İçki şişelerini koyup
çantalarına,
Sonra, gurup hâlinde
çıktılar kır yoluna.
Lâkin "Hasan Sezâî
dergâhı"nın önünden,
Geçerken, o, bunları
gördü ve sordu hemen:
(Nereye gidersiniz bu
vakitte evlâtlar?
Çantalarınızdaki
şişelerde neler var?)
Onlar ise gülüşüp,
muziplik olsun diye,
Şöyle cevap verdiler
Sezâî Efendiye:
(Baba, kıra gezmeye
gidiyoruz şimdi biz.
Ve yalnız şerbet ile
dolu şişelerimiz.)
O, tebessüm ederek
buyurdu ki:
(Ey gençler!
Mâdem öyle dersiniz,
öyle olsun bu sefer.)
Daha sonra ayrılıp,
oldular kıra vâsıl.
İçki şişelerini
çıkardılar velhâsıl.
Sofraları kurup da,
içmeye başlayınca,
Şaşırdı hepsi birden,
birer yudum alınca.
Zîrâ o şişelerde bulunan
o içkiler,
Gördüler ki, hepsi de
tatlı bir “Şerbet”tiler.
İçlerinden birisi dedi
ki en nihâyet:
(Niçin şaşırıyoruz,
hâdise basit gâyet.
Yolda rastlamıştık ya o
büyük "Evliyâ"ya,
Biz, aldattığımızı
zannettik onu güyâ.
O bize sormuştu ya: “Ne
vardır şişenizde?"
"Yalnız tatlı şerbet
var” demiştik ona biz
de.
O da buyurmuştu ki: “Öyle
olsun ey gençler”
Onun için, şerbet'e
tebdîl oldu içkiler.
Çünkü babam derdi ki:
“Bu evliyâlar var
ya,
Ağzından ne çıkarsa,
yaratır Hak teâlâ.”
Çünkü Allah indinde
yüksekmiş değerleri.
Ve hiç mahcûb etmezmiş
Allah bu velîleri.)
O gün tövbe ederek, söz
verdiler Allaha.
Hiç içki içmediler ondan
sonra bir daha.
Bu mübârek velînin,
hayâtındaki gibi,
Vefâtından sonra da
görüldü kerâmeti.
"Yüz sene"
geçmişti ki vefâtından
meselâ,
Yağmur yağıp, kabrini su
basmıştı pek fazla.
Dergâhın bulunduğu
câminin hatîbini,
Rüyâda îkâz edip, istedi
tâmirini.
Hatîp, aynı rüyâyı
görünce birkaç gece,
İşin ciddiyetini idrâk
etti böylece.
Resmî makâmlara da
vererek bir mâlûmât,
Toplandı ulemâdan, hâl
ehli birkaç zevât.
Hepsinin huzûrunda tâzim
ve hürmet ile,
Mübârek kabirleri açıldı
Besmeleyle.
Ve nihâyet göründü o
mübârek bedeni.
O gün defn olmuş gibi,
duruyordu yepyeni. |