ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - HASAN SEZÂÎ EFENDİ (Rahmetullahi Aleyh)

VÂLİ HAYRÂN OLDU

 

İki büyük zât vardı o zaman "Edirne"de.

Biri "Hasan Sezâî", öbürü "Enîs Dede".

 

Edirne’nin vâlisi, çağırıp bir kimseyi,

Verdi ona, "Altın"la dolu iki keseyi.

 

Dedi: (Bir tânesini götür Enîs Dede’ye.

İkincisini dahî, ver Hasan Sezâî’ye.)

 

Maksadı şu idi ki, "Bakalım bu velîler,

"Dünyâlık alırlar mı, yoksa red mi ederler?"

 

O gelip, birinciyi verdi "Enîs dede"ye.

Dedi: (Bunu vâlimiz, etti size hediye.)

 

O, kabûl etmiyerek, buyurdu ki: (Kardeşim!

Dünyâlık şeyler ile yoktur benim bir işim.

 

Selâmımı söyle ve de ki benden vâliye.

Versin o altınları fukarâ ahâliye.)

 

O kişi “Peki” deyip, ayrıldı o velîden.

Ve "Hasan Sezâî"nin dergâhına gelirken,

 

O sırada, dergâhın, bâzı esnâf kimseye,

Borcu biriktiğinden, gelmişler istemeye.

 

Lâkin bulamayınca ödiyecek akçeyi,

Üzüntü kaplamıştı bu yüzden talebeyi.

 

Fakat "Hasan Sezâî", iltifât eyliyerek,

Oturttu her birini, birer yer göstererek.

 

Buyurdu ki: (Bir miktâr oturup bekleyiniz.

Şimdi yolda geliyor sizin akçeleriniz.)

 

Biraz sonra o kişi, içeri attı adım.

Buyurdu: (Biz de seni bekliyorduk evlâdım.

 

Çabuk şu altınları ver de bizim memura.

Ödesin borcumuzu şu alacaklılara.)

 

Vâli merak ederek o günki hâdiseyi,

Gelip ziyâret etti, önce "Enîs Dede"yi.

 

Dedi: (Siz, altınları almamışsınız, fakat,

Almış Hasan Sezâî, yok mu bunda bir tezât?)

 

O, tebessüm ederek, buyurdu ki: (Ey vâli!

Allah adamlarının değişiktir ahvâli.

 

O, bir “Bahr-ı ummân”ı andırır ki meselâ,

Az necâset düşse de, kirletmez onu aslâ.)

 

Vâli, "Enîs Dede"nin görüp tevâzûunu,

Anladı hakîkî bir evliyâ olduğunu.

 

Ellerini öperek, çıktı onun evinden.

Ve "Hasan Sezâî"nin yanına geldi hemen.

 

Dedi ki: (Enîs Dede, almadı o nîmeti.

Sizse kabûl ettiniz, nedir bunun hikmeti?)

 

Buyurdu: (Bir "Zümrüd-ü ankâ”dır Enîs Dede,

Yükseklerde uçar hep, ne işi var pis yerde.

 

Para, onun gözünde bir “Leş” tir ki, kokuşmuş.

Hiç tenezzül eder mi, ona, "Ankâ" denen kuş?)

 

Bundan sonra vâlinin daha arttı hayreti.

Çoğaldı bu zâtlara sevgi ve muhabbeti.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan