|
20
- HASAN SEZÂÎ EFENDİ
(Rahmetullahi Aleyh)
ALLAH İÇİN SEVİNİZ
Büyük islâm âlimi ve
büyük velî idi.
Tasavvufta, “Gülşenî”
yoluna mensûb idi.
Önceleri Mısır’a gitmiş
idi bir sene.
Orada, bir “İcâzet”
verildi kendisine.
“İbrâhim Çelebi”
nâm, bir sâhib-i seâdet,
Tarafından yazılıp,
verildi bu icâzet.
İhtivâ ettiğinden
kıymetli bilgileri,
Aynen neşrediyoruz bu
icâzetnâmeyi:
(Ey mü’minler, bilin ki,
gitmek için bir yere,
İhtiyâç vardır elbet,
yol bilen bir “Rehber”e.
Bu rehber, ne kadar çok
lâzımsa bu dünyâda,
Daha fazla lâzımdır,
âhiret yolunda da.
Allah yolunda rehber, “Tam
yetişmiş velî”dir.
İnsanı, böyle zâtlar
maksadına erdirir.
Böyle kâmil birini sever
ise bir insan,
Sevgisi nisbetinde,
feyiz alır o zâttan.
Muhabbeti az ise, az
olur fâidesi.
Çok ise, bu nisbette
artar istifâdesi.
“Hasan Sezâî”
dahî, kâmildir bu
mânâda.
Bu icâzetnâmeyi
veriyorum ona da.
Kim ki, onu sever ve ona
tam teslîm olur.
Dünyâ ve âhirette
seâdete kavuşur.
Ancak rehberinizi, "Allah
için" seviniz.
Sakın bu sevginize,
karışmasın nefsiniz.
“Nefsî bir gâye”
ile severseniz o zâtı
Ondan bulamazsınız
mânevî menfaatı.
İbâdet yaparken de,
karışmasın nefsiniz.
Yoksa ihlâssız olup,
kabûl etmez Rabbimiz.
Şirk, bilhassa bu yolda
gizlidir, amân sakın.
Yaptığınız her işi, sırf
"Allah için"
yapın.
Kim ihlâs sâhibiyse
yaptığı her bir işte,
Ona gıbta ediniz, “Hâlis
kul” odur işte.
Kötü kimseler ile
etmeyin arkadaşlık.
Zîrâ size, onlardan,
bulaşır her fenâlık.
Hak söze kulak verip,
sevin rehberinizi.
Çünkü o, seâdete erdirir
elbet sizi.
"İslâm"dan, zerre
kadar ayrılmışsa bir
insan,
Havada uçsa bile, kaçın
onun yanından.
Hârikulâde işler yaparsa
da o kişi,
Kerâmet denmez ona, “İstidrâc”tır
o işi.
Dînin bir edebine
etmiyorsa riâyet,
Denizde yürümesi,
değildir bir kerâmet.
Yolumuzun esâsı, “İslâmı
öğrenmek”tir.
Ve her işi, islâma
muvâfık işlemektir.
Tasavvufa girmekten gâye
de, budur zâten,
Başka şeye kavuşmak, hiç
değildir katiyyen.
Bu nasîhatlerimi eyleyin
mülâhaza.
Ve hattâ “Küpe”
edip, takın kulağınıza.)
Bu icâzetnâmeyi alıp bu
mübârek zât,
Edirne’nin halkını,
yıllarca etti irşâd. |