|
19 - AZÎZ MAHMÛD HÜDÂYÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BURSA KADISI İDİ
"Hazreti Üftâde"yi
tanıyan fakîr biri,
Çok arzu ediyordu bir
kez Hacca gitmeyi.
Çünkü o, bu tâati
istiyordu ihlâsla.
Lâkin gidemeyince
üzülürdü pek fazla.
Bir yıl da, yine böyle
Hacca gidemeyince,
Üzülüp, hanımına şöyle
dedi bir gece:
(Bak
hanım, gidemezsem
gelecek sene dahî,
O zaman sokma beni bu
hâneden içeri.)
Bir kaç gün kalmıştı ki
Hac vaktine nihâyet,
Yine gidemiyordu,
mükedder oldu gâyet.
Çâresizlik içinde
“hazreti Üftâde”ye,
Yalvardı: (Bu hususta
yol göster bana) diye.
Buyurdu: (Mehmed
Dede, görür senin işini.)
O da gidip, o zâta
döküverdi içini.
Fakîre: (Yum gözünü!)
deyince Mehmed Dede,
Açtı ki, ikisi de
bulunuyor Mekke'de.
Fakîr, "Mehmed Dede"nin
kerâmetiyle yine,
Haccı yapıp, bir anda
avdet etti evine.
Kapısını çalarak, dedi
ki: (Bak
ey hanım!
Bu sene, Haccı bana
nasîb etti Allah'ım.
Herkesten daha önce
dönüp geldim Kâ’beden.
Bak, sana hediyeler
getirdim o beldeden.)
İnanmadı hanımı, dedi:
(Beş gün içinde,
Hiç Hacca gidilir mi,
yanlışlık var bu işte.)
Ona böyle söyleyip,
kilit vurdu kapıya.
Ertesi gün bu işi, arz
eyledi kadıya.
“Azîz Mahmûd Hüdâyî”
kadı idi o zaman.
Fakîri, huzûruna çağırdı
o da heman.
Geldiğinde sordu ki:
(Nerdeydin beş gecedir?
Bak zevcen, bunun için
senden şikâyetçidir.)
Dedi: (Kadı Efendi,
Hacca gittim ve geldim.
Bu bâbta Mehmed Dede
şâhidimdir efendim.)
Kadı, "Mehmet Dede"yi
çağırdı mahkemeye.
Suâl etti: (Bu bâbta,
bildiğin nedir?)
diye.
O dahî hâdiseyi ayniyle
edince arz,
Kadı, hayret içinde
düşündü bunu biraz.
Dedi ki: (Hacca
gitmek, sürerken
haftalarca,
Beş gün içerisinde
gidilir mi hiç Hacca?)
Mehmet Dede dedi ki:
(Efendim, la'în şeytân,
Bir anda, uzaklara
gittiği mâlum şu an.
Öyle "Velî zâtlar"
da vardır ki bu dünyâda,
Uzak mesâfelere
gidebilir bir anda.
Hem dahî o şeytân ki,
Allah'ın düşmanıyken,
Bir anda uzaklara
gitmesi kâbil iken,
Hem Allah dostu olan
evliyâdan bir zâtın,
Bu hârika işleri, neden
mümkün olmasın?) |