ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

18 - ABDÜLEHAD NÛRİ (Kuddise Sirruh)

SAYMAZSAN BİTMEZ

 

"Mahmûd Efendi" diye vardı bir talebesi.

Pek çoktu bu "Velî"ye bağlılığı, sevgisi.

 

Geldi Mahmûd Efendi, hanım ve çocuğuyla,

Bir ev kirâlıyarak, yerleşti İstanbul'a.

 

Abdülehad Efendi”, bu Mahmûd Efendi'ye,

O zamanlar "Üç akçe" vererek harçlık diye,

 

Buyurdu ki: (Saymazsan, daha ziyâdeleşir.

Hattâ ölene kadar, bu, size kâfî gelir.)

 

Mahmûd Efendi der ki: (Aldım o üç akçeyi.

Onları kullanırdım almak için herşeyi.

 

Üstâdımın emriyle, onları hiç saymadım.

Yedi sene”, onlarla geçimimi sağladım.

 

Lâkin "sayma" arzusu olurdu bende fazla.

Yine de sabrederek, saymazdım onu aslâ.

 

Fakat bir gün, bu arzu bana gâlip gelerek,

Saydım o akçeleri, nefsime yenilerek.

 

"Beşyüz akçe" idi ki, azaldı gün geçtikçe.

Ve birkaç gün geçmeden, kalmadı tek bir akçe.)

 

Bir de "Alî Efendi" vardı ki talebeden,

Bu zât, Kastamonu'da otururdu evvelden.

 

Kendisi anlatır ki: (Zuhûr etti bir işim.

Bunun için bir sene, istanbul'a gitmiştim.

 

Abdülehad Efendi”, o zamanlar Bâyezid,

Câmi-i şerîfinde ders verirmiş çok vakit.

 

Öğrenince va'zını Bâyezid câmiinde,

Gittim ki, görüşeyim büyük merak içinde.

 

Va'zını dinleyince, duygulandım be gâyet.

Kalbimde, ona karşı duydum büyük muhabbet.

 

Elini öpüyordu cemâat bu kişinin.

Ben de girdim sıraya, elini öpmek için.

 

Dikkatimi bir husus çekmişti ki o günü,

Kapalı tutuyordu, açmıyordu gözünü.

 

El öpüp, bir rüyâmı söylemeden ben daha,

Dedi: (Alî Efendi, bekliyorum dergâha.)

 

İsmimle hitâb etti, daha çok ettim hayret.

Üç gün sonra, dergâha gidip ettim ziyâret.

 

Elini öpmek için vardığımda yanına,

Gözü kapalı idi, bakmadı yine bana.

 

Ve lâkin buyurdu ki: (Ne için geç kaldınız?

Şöyle değil mi idi o geceki rüyânız?

 

Tâbiri şöyledir ki: Geçince yirmi sene,

Temelli gelirsiniz İstanbul beldesine.

 

O zaman Üsküdar’da ikâmet eyleyiniz.

Zîrâ o topraklarda olur sizin yeriniz.)

 

Aradan “Yirmi sene” geçince hakîkaten,

Taşındık İstanbul'a, hiç niyette yok iken.

 

İstanbul yakasında mekân tuttuk hakîkat.

Bunu, "Yirmi yıl" önce demişti bize o zât.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan