ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

18 - ABDÜLEHAD NÛRİ (Kuddise Sirruh)

SUÇ KİMİNDİR?

 

"Abdülehad Efendi" sâhib-i kerâmetti.

Bir gün, talebesinden, bir hizmet ricâ etti.

 

Üsküdar’da bir işin hâlledilmesi için,

Oraya gitmesini istedi bir kişinin.

 

Velâkin vardı o gün çok fırtına ve rüzgâr.

Böyle fırtınalarda çalışmazdı kayıklar.

 

Talebeler, bilince bu hâlini denizin,

"Peki" diyemediler karşıya geçmek için.

 

Ve lâkin bir tânesi vardı ki talebeden,

Üstâdının emrine, "Peki!" dedi o hemen.

 

Abdülehad Efendi, memnun oldu gâyetle.

Buyurdu ki: (Evlâdım, git ve gel selâmetle.)

 

Bu hayır duâsını alınca mürşidinin,

Gitti Eminönü'ne, karşıya geçmek için.

 

Yüz'e yakın kayıkçı var idi o gün, fakat,

Hiç birisi, bu işe etmedi muvâfakat.

 

Dediler ki: (Evlâdım, baksana şu rüzgâra.

Bu fırtınalı günde, kim geçer Üsküdar'a?)

 

Lâkin o, duymuyordu onların dediğini.

Yapmaya kararlıydı üstâdının emrini.

 

Dedi: (Mâdem bu işi verdi bana üstâdım,

Öyleyse Allah bana, elbette eder yardım.)

 

Nihâyet bir kayıkçı, ondaki bu ihlâsı,

Farkedip, Üsküdar'a gitmeye oldu râzı.

 

Ve onu bindirince çağırıp kayığına,

Bütün şiddeti ile, sürüyordu fırtına.

 

Lâkin bir "Ok atımı" yol almamışken henüz,

Fırtına sâkinleşip, sütlimân oldu deniz.

 

Çok kısa bir zamanda, gidip avdet ettiler.

Olmadı bu arada bir üzüntü ve keder.

 

Talebe, üstâdına gelip bilgi verince,

Üstâdı, onun için duâlar etti nice.

 

O talebe diyor ki: (Alınca bu duâyı,

Kalbim zikreder oldu her an Hak teâlâyı.)

 

Abdülehad Efendi”, bir câmide nasîhat,

Ederken, kürsüsüne pusula koydu bir zât.

 

Üzmek için yazmış ki: (Sizin, “Gavs” olduğunuz,

İnsanlar arasında söyleniyor bâhusus.

 

Senin, bir “Gavs” olduğun doğru ise eğer ki,

Şu câminin içinde, beni sen öldür peki.)

 

Bu yazıyı okuyup, tefekkür etti biraz.

Buyurdu: (Sübhânallah, bu bize bir îtirâz.

 

Biz, âciz kuluz ama, gavs biliyor bizi halk.

Lâkin mahcûb etmesin onları cenâb-ı Hak.)

 

Evliyâ, hiç kimseye vermez hiç ezâ, cefâ.

Onu üzseler bile, o, affeder her defâ.

 

Lâkin onlar, kınından çıkmış "Kılıç" gibidir.

Sen gidip o kılıca çarparsan, suç kimindir?

 

O sırada câmide, işitildi bir feryât.

O notu yazan kişi, düştü ve etti vefât.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan