|
17 - MUHAMMED HÂDİMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
HUY DEĞİŞEBİLİR
Bu zât buyuruyor ki: Bir
mü'mine, en önce,
Kalbini temizlemek lâzım
gelir hemence.
Çünkü “Kalb”, bir
bedenin reîsi
yerindedir.
Yâni bütün uzuvlar, hep
kalbin emrindedir.
Nitekim Resûlullah bir
gün buyurdular ki:
(İnsanın bedeninde bir
et parçası var ki,
Bu iyi olur ise, her âzâ
da iyidir.
Bozuksa, bozukturlar, bu
et parçası, kalptir.)
Kalbin iyi olması için
de, şu gerektir:
Bütün “Kötü ahlâk”tan,
onu temizlemektir.
Sonra “İyi huylar”la,
süslenir ise şâyet,
O, iki cihânda da olur
ehl-i seâdet.
Hâsılı “Kötü ahlâk”,
kalbin hastalığıdır.
Bundan kurtulmanın da
çâresi, yolu vardır.
Kötü huyun yerine, iyi
huy yerleştirmek,
Mümkündür yâni huy ve
ahlâkı değiştirmek.
Nitekim Resûlullah
buyurdu hadîsinde:
(Huy ve ahlâkınızı
iyileştirin!) diye.
Mümkün olmıyan şeyi,
emretmez islâmiyyet.
Mâdem ki emredildi,
mümkündür bu iş elbet.
Bütün kötü huylardan
kurtulmak için ise,
Müşterek ilâç vardır,
bu, aynıdır herkese.
Yâni o kötü huyun,
öğrenip sebebini,
Bilmektir ilâcıyla, hem
de fâidesini.
Sonra, bu hastalığı
kendinde teşhîs etmek,
Yâni kötü huyunu arayıp,
bulmak gerek.
Bu teşhîs ve tesbîti, ya
bizzât kendi yapar.
Yâhut da bir âlimin
bildirmesiyle anlar.
Müslümân, müslümânın
aynasıdır esâsen.
İnsan, kendi aybını
anlıyamaz ki zâten.
Güvendiği bir dosta,
ahbâba soruverir.
Kusûrlu yönlerini, o
kimseden öğrenir.
Sâdık dost, söyliyerek
onun kötü huyunu,
Ebedî felâketten,
kurtarır böyle onu.
Lâkin böyle arkadaş,
böyle dost az bulunur.
“İmâm-ı Şâfiî” de
zâten böyle buyurur.
İnsan, kusûrlarını
öğrense de dostlardan,
Mümkündür hem öğrenmek
bunu düşmanlarından.
Çünkü düşman, insanın
arar ayıplarını.
Bir gün çarpar yüzüne,
bulunca fırsatını.
İyi arkadaş ise, ayıp
görmez insanda.
Zîrâ ona sevgisi, perde
olur arada.
Bir müslümân, “İbrâhim
Edhem” hazretlerine,
Yalvardı ki, aybını
bildirsin kendisine.
Cevâben buyurdu ki:
(Ben seni seviyorum.
Onun için ben sende,
kusûr göremiyorum.
Seni ben, Allah için
dost edindim bir defâ.
Bunun için her hâlin,
güzel geliyor bana.
Öğrenmek istiyorsan
kusûrlarını eğer,
Başkalarına sor ki,
onlar bilebilirler.) |