|
17 - MUHAMMED HÂDİMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
GÜNÂH İŞLEMEMELİDİR
Hâdimî hazretleri
kitâbta bildirdi ki:
Kalp hastalıklarının, “Küfür”
ve “Şirk”tir
ilki.
Şirk'ten sonra, "Bid'at"e
inanmak ve yapmaktır.
Sonra da, günâhlardan
aslâ sakınmamaktır.
Bir mü'min, şirk'ten
başka günâhları işlerse,
Sonra, tövbe etmeden
âhirete giderse,
Şefâatle veyâhut
rahmetiyle Allah'ın,
Af olup, âhirette
kurtulur belki yârın.
Ve lâkin günâhları af
edilmezse eğer,
O kimse, Cehennemde bir
miktâr azâb çeker.
“Kul hakkı” da
bulunan günâhı varsa
şâyet,
Azâbı, daha çetin, zor
olur onun gâyet.
Zevcesinin mehrini
vermemek, “Kul hakkı”dır.
Hattâ kul haklarının en
ağırlarındandır.
Yine müslümânların,
özellikle gençlerin,
Dîni, islâmiyyeti
öğrenmemesi için,
Her türlü imkân ile buna
mâni olmak da,
Yine “Kul hakkı”
olup, en büyüğüdür
hattâ.
İslâma tâbi olmak
husûsunda, o Server,
Bir hadîsi şerîfte
buyurdu ki bir sefer:
(Bir
zaman gelecek ki, islâma
tam yapışmak,
Elinde ateş tutmak
misâli güç olacak.)
Bunun için, harâm ve
günâhların hepsinden,
Sakınmak lâzımdır ki, “Takvâ”
da budur zâten.
Her ne emredildiyse
îtikat ve amelde,
Onları terk edenler,
azâb görür elbette.
Azâba sebep olan
şeyleri, her müslümân,
Terk etmesi lâzımdır,
her yerde ve her zaman.
Meselâ “Namâz kılmak”,
herkese farz-ı ayn'dır.
Kılmamaksa, en büyük,
mühim günâhlardandır.
Kadınların, kızların
açık gezmeleri de,
Günâh olup, azâbı
çetindir Cehennemde.
İnsanda kalp, göz,
kulak, dil el mide,
ayaklar,
Vardır ki, bunlar ile
işlenir hep günâhlar.
Lâkin günâh işliyen, bu
uzuvlar değildir.
Bunlardaki “His”
yâni, “Duyu
kuvvetleri”dir.
Dünyâ ve âhirette,
seâdete kavuşmak,
Günâh ve harâmlardan,
kaçmakla olur ancak.
Öyleyse her müslümân,
kılı kırk yarmalıdır.
Bu organları ile, günâh
yapmamalıdır.
Hattâ bu hâl, giderek,
bir mü'minin kalbinde,
Olmalı bir “Meleke”
ve “Tabîat”
hâlinde.
Kim bunu başarırsa,
muttakî, sâlih kuldur.
Bunlar, Hak teâlânın
rızâsına kavuşur.
Kalbin temiz olması
lâzımdır bunun için.
Bu da, islâmiyyete
uymakla olur mümkün.
Zîrâ islâmiyyetin
temeli, üç esastır.
Bunlar, “İlim” ve
“Amel”, üçüncüsü
“İhlâs”tır.
Yâni islâmiyyeti ihlâsla
tatbîk eden,
Huzûr ve seâdete kavuşur
ebediyyen. |