|
17 - MUHAMMED HÂDİMÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KALP ÖLÜRSE...
Hâdimî hazretleri, "Kötü
ahlâk" babında,
Şöyle buyurmaktadır
"Berîka" kitâbında:
Her insan, bu dünyâda ve
hem de âhirette,
Hep kötü ahlâkından
zarar görür elbette.
Harâm ve günâhlardan
kaçmaya, “Takvâ”
denir.
Takvâ, ibâdetlerin en
fazîletlisidir.
Bir şeyi tezyîn etmek,
süslemek için, önce,
Pislikleri gidermek
lâzım gelir iyice.
Bunun gibi, günâhtan
kaçmadıkça bir mü'min,
Göremez faydasını
yaptığı ibâdetin.
Yâni ibâdetleri,
indallah kabûl olmaz.
Borcunu ödese de, hiç
sevap kazanamaz.
Bu günâhların dahî en
çirkini, “Küfür”dür.
Yâni îmânsız olan, her
kötüden kötüdür.
Îmânı olmıyanlar, yapsa
da çok hasenât,
Göremez âhirette, bir
ecir ve mükâfât.
Zulümle ölseler de,
kâfirler şehîd olmaz.
Hattâ îmânsız ölen, hiç
Cennete sokulmaz.
Temeli “Takvâ”dır
ki bütün iyiliklerin,
Önce, takvâ sâhibi
olmalıdır her mü'min.
Bu dünyâda, râhata ve
huzûra kavuşmak,
Takvâ'ya sarılmakla
müyesser olur ancak.
Ebediyyen Cennete girmek
de âhirette,
Yine bu “Takvâ”
ile mümkün olur elbette.
Kötü huylar, insanın
rûhunu hasta eder.
Bu hastalık artarsa, o
rûh ölür bu sefer.
Rûhun ölmesi ise, îmânı
kaybetmektir.
Rûhu ölen bir kimse, “Küfre
düştü” demektir.
Îmânı olmıyanın, "Kalbim
temiz" demesi,
Boş lâf olup, aldatır
kendini ve herkesi.
Çünkü ölmüş olan kalp,
temizlikten mahrumdur.
Kalpler, ancak “Îmân”la
nûrlu ve temiz olur.
Kalp hastalıklarının en
başında, "Şirk"
gelir.
Bu da, Hak teâlâya ortak
koşmak demektir.
Yalnız Hak teâlâya
mahsus olan sıfatlar,
Vardır ki, “Ulûhiyyet
sıfatları”dır
bunlar.
Meselâ ebediyyen, dâimâ,
hep var olmak,
Her şeye gücü yetmek,
şifâ vermek, yaratmak,
Bunların, bir insanda,
inek veyâ güneşte,
Mevcut bulunduğuna
inanmak, “Şirk”tir
işte.
“Bir şeyde bu
sıfatlar var” diye
inanarak,
Tâzim, hürmet etmek de,
olur ona tapınmak,
Yâni ona, “ilâhlık”
pâyesi kondurmaktır.
Bu hâl, ona ibâdet ve
onu “Put”
yapmaktır.
İşte böyle sanılan insan
ve kâfirlerin,
Heykel ve büstlerinin,
yâhut kabirlerinin,
Önünde, tâzim ile
eğilip, hürmet etmek,
Yâhut tâzim edici
kelimeler söylemek,
O şeyi “ilâh”
bilip, ibâdet
eylemektir.
Bunları yapan dahî, “Şirke
girmiş” demektir.
Onlara, ulûhiyyet sıfatı
kondurmadan,
Yaparsa, şirk olmayıp,
günâh olur o zaman.) |