ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - AHMED-İ KUDDÛSÎ (Rahmetullahi Aleyh)

YÂ HAZRET-İ MEVLÂNÂ!

 

Bir gün "Ahmed Kuddûsî" teşrîf edip Konya'ya,

Ziyârete gelmişti, “Hazret-i Mevlânâ”ya.

 

Ve lâkin o türbeye vâsıl olduğu zaman,

Türbedâr, kapıları kilitliyordu o an.

 

Açmasını ne kadar ricâ etti ise de,

Türbedâr inâd edip, açmamıştı yine de.

 

Lâkin “Ahmed Kuddûsî”, etmedi fazla ısrâr.

O anda, düşünmeden, şunları etti ikrâr:

 

(Sensin velîler şâhı yâ Hazret-i Mevlânâ!

Sen, gönüller sultânı, yâ Hazret-i Mevlânâ!

 

Bir garip âvâreyim, günâhkâr bî-çâreyim.

Âsî, yüzü kâreyim, yâ Hazret-i Mevlânâ!

 

Senin, büyüktür şânın, mahbûbusun Allah'ın.

Dâr-ül emân dergâhın, yâ Hazret-i Mevlânâ!

 

Sen, şol ulu sultânsın ve server-i merdânsın.

Hem mâden-i irfânsın, yâ Hazret-i Mevlânâ!

 

Tâ çocukken ey sultân, eflâki ettin seyrân.

Melekler oldu hayrân, yâ hazreti Mevlânâ!

 

Âriflerin sultânı, dertlilerin dermânı,

Kuddûsî'nin cânânı, yâ Hazret-i Mevlânâ!

 

Muhtâcınam in'âm et, ihsânını tamâm et.

Misâfirim, kabûl et, yâ Hazreti Mevlânâ!)

 

Son beyti söyleyince Kuddûsî hazretleri,

Türbedârın, hayretten açık kaldı gözleri.

 

Zîrâ açıldı kapı, hem de kendiliğinden.

Ve “Hazret-i Kuddûsî”, içeri girdi hemen.

 

Ziyâreti yaparak Kuddûsî hazretleri,

Hiçbir şeyden habersiz, Niğde'ye döndü geri.

 

Zîrâ o, kendisinden geçmiş idi o ara.

Bunun için hiçbir şey demedi türbedâra.

 

Ertesi gün, bu işi işiten mevlevîler,

Bunun "Kim?" olduğunu hemen tahmîn ettiler.

 

Dediler: (Olsa olsa, bu, Bor'lu Kuddûsî'dir.

Zîrâ bu güzel hâller, ancak onun işidir.)

 

Bu zât, bir sohbetinde buyurdu ki: (Bir kimse,

Allahü teâlâ'ya, ibâdet eder ise,

 

Dünyâda, işlerini kolay ve âsân eder.

Kabirde ona acır, âhirette affeder.

 

İbâdeti “İhlâs”la yaptıktan sonra insan,

Her ne gelse iyidir, bilmeli nîmet, ihsân.

 

İhlâs elden giderse, o zaman çok zor olur.

Zîrâ ihlâs olmazsa, bulunmaz râhat, huzûr.

 

Hak teâlâ, kulları yarattı tek şey için.

Ki, ibâdet etsinler kendisine ins ve cin.

 

Kullar, O’na ihlâsla ederlerse ibâdet,

İhsân eder onlara, ebediyyen bir Cennet.

 

Kendisi buyurur ki: “Söz veriyorum size.

İbâdet ederseniz, Cennet var hepinize.”

 

Yine buyuruyor ki Kur'ânda Hak teâlâ:

“Allah, verdiği sözden, vâdinden dönmez aslâ.”)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan