ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - AHMED-İ KUDDÛSÎ (Rahmetullahi Aleyh)

O DERTLİ BENİM

 

Kuddûsî hazretleri” yaşarken Niğde-Bor'da,

Makâm sâhibi biri, o anda İstanbulda,

 

Evinde otururken sevdikleri ile hep,

Sordu ki: (Bu zamanın, velîsi kimdir acep?

 

Onunla bir hususta görüşmek istiyordum.

Zîrâ bir sıkıntım var, çâre bulsa diyordum.)

 

Dediler ki: (Bu kişi Ahmed-i Kuddûsî'dir.

Bu zât, Bor'da yaşar ve zamanın velîsidir.)

 

Hemen dâvet ettiler bu zâtı İstanbul'a.

O dahî bu dâvetle, aynı gün düştü yola.

 

İstanbul'a varınca “Kuddûsî” hazretleri,

Mahallî kıyâfetle, gelip girdi içeri.

 

O makâm sâhibinin etrâfında bulunan,

Âlimler, bu mübârek zâtı gördükleri an,

 

İltifât etmediler nedense kendisine.

O dahî bir köşede oturdu öylesine.

 

O sohbet esnâsında, “Kuddûsî” hazretleri,

Konuşmayıp, sâdece dinledi âlimleri.

 

Sonunda ev sâhibi dedi: (Ey üstâdımız!

Siz dahî bu sohbette, bir şey buyursaydınız.)

 

Buyurdu ki; (Ben yalnız, dinlemeyi severim.

Konuşmak husûsunda sizden hayâ ederim.

 

Ve lâkin bir vak'ayı nakledeyim sâdece.

Biri, Saray-Burnu'nda geziyorken bir gece,

 

"Güzel bir hanım" gelip, sandala bindi, ama,

Bunun gözü, bir anda takıldı bu hanıma.

 

Lâkin fenâ cezbetti bu hanım kendisini.

Hemen başka sandalla, tâkip etti izini.

 

Vaktâ ki “Kadın” çıktı Üsküdar’da sâhile,

O da indi peşinden, yetişmek gâyesiyle.

 

Hanım, köşkten içeri atınca adımını,

Görmedi ondan sonra, bu kişi o kadını.

 

Lâkin unutamıyor onu hiç bir an bile.

Hattâ yanıyor kalbi, onun muhabbetiyle.

 

Şimdi de, utancından kimseye diyemiyor.

"Bu derdime bir dermân, bir çâre bulsam" diyor.)

 

Sözünü bitirince Kuddûsî hazretleri,

Ev sâhibi, gönderdi diğer misâfirleri.

 

Baş başa kalır kalmaz, bu “Velî”ye, o bizzât,

Dedi ki: (İşte benim, dediğin o dertli zât.

 

Benim başımdan geçen şeyleri anlattınız.

Ve ondan halâs edip, beni râhatlattınız.

 

Zîrâ siz, sözünüzü bitirdiğiniz zaman,

O kadının sevgisi, kalbimden çıktı o an.

 

Sizi, bu maksat ile çağırmıştım evime.

Çok şükür teşrîfiniz çâre oldu derdime.

 

İyice anladım ki, siz gerçek velîsiniz.

Çünkü benim derdimi, sâdece siz bildiniz.)

 

Sonra da bu “Velî”ye, bol bol ihsân ederek,

Hürmetle uğurladı, duâlar eyliyerek.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan