|
15 - ABDÜLFETTÂH-I AKRÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KIRK YIL HİZMET ETTİ
“Hâlid-i Bağdâdî”nin
şânını, o zamanlar,
Duymuştu dünyâdaki
bilcümle müslümânlar.
Yayılınca şöhreti, her
yerine dünyânın,
Bağdat'a geliyordu
insanlar akın akın.
Hem İstanbul’dan dahî,
bir çok âşık olanlar,
Ona kavuşmak için,
Bağdat'a yollandılar.
Bu gelen insanların, bir
tek gâyesi vardı.
O da, bu büyük zâtın
talebesi olmaktı.
Zîrâ Resûlullah'tan
gelen feyiz ve nûrlar,
Ondan yayılıyordu,
herkese o zamanlar.
Görünce İstanbul'dan
Bağdat'a gelenleri,
Üzüldü hâllerine
“Mevlânâ” hazretleri.
Emir verip hemence, “Abdülfettâh
Akrî”ye,
İstanbul'a gönderdi,
feyzini saçsın diye.
Abdülfettâh Efendi,
İstanbul’da o zaman,
"Nuh kuyusu"
denilen, bir yeri tuttu
mekân.
Bu mübârek velî zât,
buraya vardığında,
Cümle "Hak âşıkları",
buldu onu ânında.
Etrâftan akın akın
geliyordu insanlar.
Zîrâ ondan akardı, ilâhî
feyiz, nûrlar.
Devlet ricâlinden de,
vezîr, paşa, kumandân,
Gelirdi akın akın, bu
dergâha durmadan.
Onbinlerce müslümân, bu
dergâha geldiler.
Bu “Allah adamı”ndan,
istifâde ettiler.
Abdülfettâh Efendi, kırk
yıldan daha fazla,
Bu dergâhta böylece,
hizmet etti ihlâsla.
“Mevlânâ Hâlid”
ise, o gelince
Bağdat'tan,
Otuzdokuz yıl önce,
ayrılmıştı dünyâdan.
Onun ayrılığına hiç
dayanamıyordu.
Hocasına kavuşmak
aşkıyla yanıyordu.
Binsekizyüz altmışdört
yılı Muharreminde,
Cümle talebesiyle
helâlleşti evinde.
Ayın ondokuzunda, hem de
bir Cumâ günü,
Kur'ânı dinler iken,
teslîm etti rûhunu.
Âlim ve evliyâlar,
ittifakla o zaman,
Şunu bildirdiler ki:
(İstanbul'da bulunan,
Binlerce evliyâdan,
eshâbın hâricinde,
"Üçü", en
büyüğüdür bu velîler
içinde.
Bu üçünden biri de “Abdülfettâh
Akrî”dir.
Kabri, âşıklarının
istifâde yeridir.
İkisi de şunlardır bu üç
büyük velînin,
"Murâd-ı Münzâvî"yle,
"Tokâdî Mehmed Emîn".)
Bu zât buyuruyor ki:
(Hak teâlâ, insanda,
İki korkuyu birden,
cem'etmez bir arada.
Yâni kim bu dünyâda,
korkar ise Allah'tan,
Korkmasın âhirette, o,
kurtulur azâbtan.
Dünyâda korkmıyan da,
çok korksun âhirette.
Zîrâ o kimse için, azâb
vardır elbette.)
Yâ Rabbî, bu üç büyük
velînin hürmetine,
Şifâ ver hasta olan
Muhammed ümmetine. |