ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - ABDÜLFETTÂH-I AKRÎ (Rahmetullahi Aleyh)

ÜÇ BÜYÜK'TEN BİRİ

 

Abdülfettâh-ı Akrî”, evliyâyı kirâmdan.

Şiddetle kaçınırdı, her günâh ve harâmdan.

 

Din ilmini tahsîle başladı küçük yaşta.

Ve Kur'ân-ı kerîmi ezberledi en başta.

 

Sonradan tefsîr, hadîs ve fıkh'ı okumuştu.

Genç yaşında, kâmil bir "Din âlimi" olmuştu.

 

Zâhirî ilimlerin yanında bu Mübârek,

"Tasavvuf" yolunda da istiyordu yürümek.

 

Bu yüksek arzusuna, vâsıl olayım diye,

Tâbi oldu “Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî”ye.

 

Onun her bir emrine, sıkı sarılıyordu.

Harâm ve günâhlardan, şiddetle kaçıyordu.

 

Yegâne istediği, şu idi ki o zaman:

"Bir an ayrılmıyayım üstâdımın yanından"

 

Dert ve sıkıntılara, çok iyi sabrederdi.

Zorluklar karşısında, hep göğsünü gererdi.

 

Hattâ dert ve üzüntü gelince kendisine,

"Üzülmek" şöyle dursun, "Sevinirdi" aksine.

 

Zîrâ o diyordu ki: (Bu dert ve sıkıntılar,

Rabbimden geldiğinden, dert değil, ihsândırlar.)

 

Hattâ çok üzülürdü dert gelmediği zaman.

Derdi ki: (Mahrûm kaldım Rabbimin ihsânından.)

 

Bunu bilen üstâdı Mevlânâ hazretleri,

Hep ona veriyordu, bütün çetin işleri.

 

Onu gönderiyordu uzak olan yerlere.

Hattâ "Yaya olarak" gidiyordu her yere.

 

Zîrâ yasaklamıştı bineğe binmesini.

O da, teslîm etmişti üstâda kendisini.

 

Bunun için hep "Yaya" giderdi uzaklara.

Zevk ile katlanırdı, cümle sıkıntılara.

 

Bağdat'tan İstanbul'a, yine yaya olarak,

İki defâ gitmişti herşeye katlanarak.

 

Onun her bir emrini, hemen îfâ etmesi,

Her zorluğa tahammül ve rızâ göstermesi,

 

Sâyesinde kavuştu o yüksek himmetine.

Ve girdi daha sonra, husûsî hizmetine.

 

Üstâdının evine, râhat girer çıkardı.

Ne hizmet gerekirse, titizlikle yapardı.

 

Bu husûsî hizmetler sâyesinde nihâyet,

Yükselip, hocasından aldı “mutlak icâzet”.

 

O bir gün buyurdu ki: (Olunuz mütevâzi.

Siz tevâzû ettikçe yükseltir Allah sizi.

 

Kibirli” olanları, ne kul sever, ne Allah.

Kendisini, sâdece kendi sever mâzallah.

 

Hadîste buyuruldu: "İnsanların fenâsı,

Zor olandır yanına biraz yaklaşılması."

 

Eğer korkuluyorsa varmak için yanına,

Bir felâket olarak, kâfî gelir bu ona.

 

Siz öyle davranın ki, kaçmasın kimse sizden.

Emîn olsun insanlar, hem el ve dilinizden.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan