ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

13 - YAHYÂ EFENDİ (Rahmetullahi Aleyh)

GÖRDÜĞÜN HIZIR İDİ

 

Osmânlı pâdişâhı Kânûnî zamanında,

Yahyâ Efendi” diye, vardı ki bir evliyâ,

 

Sultân, "Ağabey" diye, ona hitâb ederdi.

Büyük zât olduğunu bilir, hürmet ederdi.

 

Bu zât, Hak teâlânın kudret ve izni ile,

Sık sık görüşür idi, hazreti Hızır” ile.

 

Sultân da bu durumu çok iyi biliyordu.

Kendisi de “Hızır”la görüşmek istiyordu.

 

Bir akşam, kayık ile çıkmışken gezintiye,

Yanaştırdı kayığı bir ara Ortaköy'e.

 

Ve “Yahyâ Efendi”ye gönderdi ki bir haber,

O da gelip bulunsun kendisiyle berâber.

 

“Yahyâ Efendi” dahî onun ricâsı ile,

Gelip bindi kayığa, yanında “Bir kişi”yle.

 

Sultânın parmağında, o an bir “Yüzük” vardı.

O kişi, dikkatlice o yüzüğe bakardı.

 

Velâkin farkedince bunu Sultân Süleymân,

Hemence o yüzüğü çıkarıp parmağından,

 

Dedi ki: (Siz gâlibâ bunu merak ettiniz.

Alıp, daha yakından bakıp inceleyiniz.)

 

O zât” aldı yüzüğü, evirip çevirerek,

Atıverdi denize, hem de gülümsiyerek.

 

“Yahyâ Efendi” hâriç, kayıkta bulunanlar,

Çok hayret ettiler ki, “O niçin böyle yapar?”

 

Biraz sonra “O kişi” inmek arzu edince,

Pâdişâh, (Yanaş!) dedi kayıkçıya hemence. 

 

O kişi, tam inerken, bir avuç “Su" alarak,

Uzattı pâdişâh'a, göz altından bakarak.

 

Avcundaki o suda, attığı "Yüzük" vardı.

Pâdişâh bunu görüp, hayretten dona kaldı.

 

Tutmak istediyse de, o “Kişi”nin elinden,

Lâkin o zât, bir anda, kayboldu göz önünden.

 

O zaman sordu sultân, Yahyâ Efendiye ki:

(Ağabey ne oluyor, bu olanlar nedir ki?)

 

Cevâbında: (O kişi, Hızır idi) deyince,

Dedi: (Bunu, ne için demedin daha önce?)

 

Buyurdu: (O, kendini tanıttı hükümdârım.

Lâkin siz tanımakta geç kaldınız, n'âpayım?)

 

Bu zât buyuruyor ki: (Müslümân, tembel olmaz.

Para kazanır ama, ona gönül bağlamaz.

 

Rızkın onda dokuzu ticârettedir, ama,

Yaparken, düşmemeli bir günâh ve harâma.

 

Bütün ibâdetlerin, onda dokuzu ise,

Helâlden yemek”tir ki, bu lâzım asıl bize.

 

Elbisenin düğmesi, harâmdan olsa şâyet,

Kabûl olmaz, onunla yapılan bir ibâdet.

 

Bizi, “Âhiret” için yarattı Hak teâlâ.

Ömrümüzü gafletle geçirmiyelim hâlâ.

 

Nefesler sayılıdır, tükenir bir gün elbet.

Huzûr-u ilâhî'ye çıkacağız âkıbet.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan