|
10 - RAMAZAN HALÎFE
(Rahmetullahi Aleyh)
YAĞMUR DUÂSI
Edirne'de yaşamış, büyük
evliyâdandı.
Duâsı makbûl olan, bir
mübârek insandı.
İkinci Bâyezid Hân
zamanında, bir ara,
Şiddetli bir “Kuraklık”
gelmişti buralara.
Kurudu susuzluktan
sebze, meyve ve otlar.
Ve hattâ kuraklıktan,
çatlamıştı topraklar.
Bu kuraklık derdine
bulmak için bir çâre,
“Yağmur duâları”na
çıktı halk, bir kaç
kere.
Allahü teâlâ'ya yalvardı
hep ahâlî.
Fakat hiçbirisinde
yağmadı damla dahî.
Dediler:
(Bundan sonra, duâya
giderken biz,
“Ramazan Halîfe”yi alıp
götürmeliyiz.)
Nihâyet onu dahî alarak
yanlarına,
Bir de öyle çıktılar,
yağmur duâlarına.
Yaşlı genç, kadın erkek,
büyük küçük kim ki var,
Toplanıp, hep birlikte “Musallâ”
ya çıktılar.
O yerde, "Namâz için"
yer belli edilirdi.
Köylerde bu yerlere,
“Musallâ” denilirdi.
"Cumâ"
namâzlarıyla, "İki
Bayrâm" namâzı,
Musallâ mahallinde
kılınıyordu bâzı.
Bu velî zât, minbere
çıkar çıkmaz ilk daha,
Boyun büküp, sessizce
duâ etti Allah'a.
Duâyı bitirip de,
inmeden o minberden,
Bulutlar toplanarak,
yağmurlar indi birden.
Susuzluktan yarılmış
topraklar, suya kandı.
Her taraf baştan başa,
bol su ile yıkandı.
Sularla doldu taştı
çeşme ile kanallar.
Bir bolluğa ulaştı,
insan ile hayvanlar.
“Ramazan Halîfe”nin
büyük zât olduğunda,
Yakîne kavuştular, bu
hâdise sonunda.
Aralarında böyle bir zât
bulunduğundan,
Allahü teâlâ'ya
şükrettiler o zaman.
Bu zât, bir sohbetinde
buyurdu: (Ey cemâat!
Gözünüzü açın ki, çabuk
biter bu hayât.
Öyle yaşayınız ki bu
dünyâda siz hattâ,
"Yürüyen ölü"
gibi bulunun bu hayâtta.
Nitekim buyurdu ki, o
Hüdânın Habîbi:
(Yaşayın bu dünyâda,
garîb ve yolcu gibi.)
Hadîsin devâmında,
buyurdu ki meâlen:
(Addedin kendinizi,
yâhut kabir ehlinden.)
"Garîb olmak"
şudur ki, hiç kimseyi
tanımaz.
Her derdini, yalnızca,
Sâhibine eder arz.
"Yolcu gibi"
olmanın, şudur ki mânâsı
da:
Gözü olmaz dünyânın malı
ve parasında.
Bir "âhiret yolcusu",
bilir zîrâ kendini.
Sokmaz aslâ kalbine,
dünyâ muhabbetini.
Kendini "Ölü gibi"
addetmek de şöyledir:
Öldü ölecek gibi, ölümü
yakın bilir.
Bu hâl üzere olmak,
kıymetlidir bu dinde.
En yüce bir rütbedir,
hattâ Allah indinde.) |