ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

10 - RAMAZAN HALÎFE (Rahmetullahi Aleyh)

YAĞMUR DUÂSI

 

Edirne'de yaşamış, büyük evliyâdandı.

Duâsı makbûl olan, bir mübârek insandı.

 

İkinci Bâyezid Hân zamanında, bir ara,

Şiddetli bir “Kuraklık” gelmişti buralara.

 

Kurudu susuzluktan sebze, meyve ve otlar.

Ve hattâ kuraklıktan, çatlamıştı topraklar.

 

Bu kuraklık derdine bulmak için bir çâre,

Yağmur duâları”na çıktı halk, bir kaç kere.

 

Allahü teâlâ'ya yalvardı hep ahâlî.

Fakat hiçbirisinde yağmadı damla dahî.

 

Dediler: (Bundan sonra, duâya giderken biz,

“Ramazan Halîfe”yi alıp götürmeliyiz.)

 

Nihâyet onu dahî alarak yanlarına,

Bir de öyle çıktılar, yağmur duâlarına.

 

Yaşlı genç, kadın erkek, büyük küçük kim ki var,

Toplanıp, hep birlikte “Musallâ” ya çıktılar.

 

O yerde, "Namâz için" yer belli edilirdi.

Köylerde bu yerlere, “Musallâ” denilirdi.

 

"Cumâ" namâzlarıyla, "İki Bayrâm" namâzı,

Musallâ mahallinde kılınıyordu bâzı.

 

Bu velî zât, minbere çıkar çıkmaz ilk daha,

Boyun büküp, sessizce duâ etti Allah'a.

 

Duâyı bitirip de, inmeden o minberden,

Bulutlar toplanarak, yağmurlar indi birden.

 

Susuzluktan yarılmış topraklar, suya kandı.

Her taraf baştan başa, bol su ile yıkandı.

 

Sularla doldu taştı çeşme ile kanallar.

Bir bolluğa ulaştı, insan ile hayvanlar.

 

Ramazan Halîfe”nin büyük zât olduğunda,

Yakîne kavuştular, bu hâdise sonunda.

 

Aralarında böyle bir zât bulunduğundan,

Allahü teâlâ'ya şükrettiler o zaman.

 

Bu zât, bir sohbetinde buyurdu: (Ey cemâat!

Gözünüzü açın ki, çabuk biter bu hayât.

 

Öyle yaşayınız ki bu dünyâda siz hattâ,

"Yürüyen ölü" gibi bulunun bu hayâtta.

 

Nitekim buyurdu ki, o Hüdânın Habîbi:

(Yaşayın bu dünyâda, garîb ve yolcu gibi.)

 

Hadîsin devâmında, buyurdu ki meâlen:

(Addedin kendinizi, yâhut kabir ehlinden.)

 

"Garîb olmak" şudur ki, hiç kimseyi tanımaz.

Her derdini, yalnızca, Sâhibine eder arz.

 

"Yolcu gibi" olmanın, şudur ki mânâsı da:

Gözü olmaz dünyânın malı ve parasında.

 

Bir "âhiret yolcusu", bilir zîrâ kendini.

Sokmaz aslâ kalbine, dünyâ muhabbetini.

 

Kendini "Ölü gibi" addetmek de şöyledir:

Öldü ölecek gibi, ölümü yakın bilir.

 

Bu hâl üzere olmak, kıymetlidir bu dinde.

En yüce bir rütbedir, hattâ Allah indinde.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan