|
09 - MERKEZ EFENDİ
(Rahmetullahi Aleyh)
KILMADIM CEMÂATSİZ
Yavuz Sultân Selîm'in
kızıyla, efendisi,
Sadrâzam Lütfü paşa, iş
için bir senesi,
Yanya'dan
İstanbul'a yolcu olup
giderken,
Eşkıyâ baskınına
uğradılar âniden.
Bu dehşetli durumdan
nasıl kurtulurlardı?
Zîrâ hem silâhsızlar,
hem dahî yalnızlardı.
Hiç beklemedikleri şeyle
karşılaştılar.
“Şimdi ne yapacağız?”
diyerek şaşırdılar.
Bu korkulu zamanda,
birden “Merkez Efendi”,
Heybet ve azametle,
ortaya çıkıverdi.
Görünce eşkıyâlar onu
karşılarında,
Hepsi, korkularından
şaşırdılar ânında.
Öyle ki, o heybetten
titrerdi bedenleri.
Bir zarar yapamadan terk
ettiler o yeri.
Eşkıyâlar bir anda
dağılınca o yerden,
“Merkez Efendi”
dahî, kayboldu göz
önünden.
O gün Şâh Sultân ile,
sadrâzam Lütfü Paşa,
Bu hâli, hayret ile
eylediler temâşâ.
Eşkıyâdan kurtulan Şâh
Sultân ile beyi,
Daha fazla sevdiler bu
mübârek “Velî”yi.
Sonra onun ismine, Şâh
Sultân, ileride,
Bir câmi yaptırmıştır,
İstanbul-Bahriye'de.
Yanında da büyük bir
medrese yaptırdılar.
Onu, bu medreseye, "baş
müderris" yaptılar.
Bülûğ
çağından sonra, sonuna
dek ömrünün,
Cemâatsiz bir namâz
kılmamıştır o bir gün.
Şöyle ki, cemâate eğer
yetişmeseydi,
Namâzı cemâatle
kılanlara derdi ki:
(Ömrümde bir namâzı
kılmadım cemâatsiz.
Ben imâm olayım da,
cemâatim olun siz.
Tekrar aynı namâzı
kılınız benim ile.
İkinci kıldığınız, olmuş
olur nâfile.)
Onun, “Tıp”
ilminde de bilgisi çoktu
gâyet.
Nitekim Manisa'da,
kalmış idi bir müddet.
Kırk çeşit bahârattan,
meydana gelmiş olan,
Meşhur “Mesir mâcunu”,
ondan kaldı armağan.
İnsanlar, Manisa'ya, her
yıl akın olurdu.
Hastalar, bu mâcunu yer
ve şifâ bulurdu.
O bir gün buyurdu ki:
(Beş şey gelmeden önce,
Beş şeyin kıymetini
bilmek lâzım iyice.
Bir hastalık gelmeden "Sıhhat"in
kıymetini,
Bilip, yapmak gerektir
günlük ibâdetini.
Ölüm gelmeden önce,
kıymetini bu "Ömr”ün,
Bilmeli ki, pişmânlık
olmasın yine o gün.
Fakîrlik gelmeden de, "Para"nın
kıymetini,
Bilirse, sıkıntıya
sokmaz insan kendini.
Meşgûliyet gelmeden, boş
geçen “Zaman"ların,
Kıymeti bilinirse,
üzüntü olmaz yârın.
Zîrâ o boş vakitte, bir
"Allah" derse
insan,
Onunla ağır gelir belki
de yârın mîzân.) |