|
06 - EBÜSSÜ'ÛD EFENDİ
(Rahmetullahi Aleyh)
DÜNYÂ MALI
“Ebüssü'ûd Efendi”,
çok pahalı bir sarık,
Giymişken, biri geldi
yanına bir aralık.
Düşündü ki: "Şuna bak,
satsa şu sarığını,
Doyurur parasıyla, çok
fukarâ karnını."
O anda Ebüssü'ûd Efendi
hazretleri,
Anladı o kimsenin,
kalbinden geçenleri.
Sarığını çıkarıp,
buyurdu:
(Git pazara!
Şunu sat, parasıyla,
yemek ver yoksullara.)
Adam derhâl giderek, o
emri etti îfâ.
Lâkin geri dönünce, çok
şaşırdı bu defâ.
Zîrâ kendi sattığı
sarığı, yine aynen,
Gördü onun başında,
şaşırdı buna birden.
Ebüssü'ûd
Efendi, o kimseye
bakarak,
Buyurdu ki:
(Bu işi ettin ise çok
merak,
Git falanca kimseye, sor
bu işin sırrını.
Söylesin bana bunun
nasıl ulaştığını.)
Adam, mahcûb bir hâlde,
giderek o kimseye,
Suâl etti: (Bu işin
hikmeti nedir?)
diye.
O dedi: (Bir denizde,
fırtınaya tutuldum.
Boğulmak üzereyken, bir
adakta bulundum.
Dedim ki:
"Kurtulursam eğer bu
tehlikeden,
Sâhile çıkar çıkmaz, ilk
iş olarak hemen,
Ebüssü'ûd
Efendi hazretlerine
lâyık
Hediye alacağım,
iyisinden bir sarık."
Pazarda, böylesini üç
gündür arıyordum.
Lâkin ona yakışır sarık
bulamıyordum.
Aradığım sarığı, bugün
buldum nihâyet.
Götürüp teslîm ettim,
her işte var bir
hikmet.)
Büyükler, giyseler de
kıymetli elbiseler,
Vermezlerdi gönülden,
zerre kadar bir değer.
Bu zât buyuruyor ki:
(Hakîkî bir müslümân,
Dünyâ ve âhirette, râhat
eder her zaman.
Yâni islâmiyyete, tâbi
olur her işte.
Bütün seâdetlerin başı
da budur işte.
Her amelde, islâma
edince tam riâyet,
Bilcümle insanlar da,
severler onu gâyet.
Çünkü o, insanları
bırakarak bir yana,
Çevirmiştir gönlünü,
sâdece Allah'ına.
Herkes onu methetse,
yâhut da sevmese hiç,
Duymaz o, bu şeylerden
bir üzüntü ve sevinç.
Çünkü iyi bilir ki,
methetse de bugün halk,
Yârın hiç belli olmaz,
söver düşman olarak.
Kimin Rabbin emrine,
tamsa eğer uyması,
Onun, insanlarla da, iyi
olur arası.
Kâmil bir müslümânda iki
zînet bulunur.
Bunlardan biri, "Edeb",
diğeri "Tevâzû"dur.
İnsanlar, "edeb"
ile Allah'a yaklaşır
hep.
Vâsıl olamamıştır, Ona
hiç bir “bî-edeb”.
Hem çok "Korkmak"
gerekir, hem de "Ümitli
olmak".
Ancak böyle mümkündür,
âhirette kurtulmak.) |