ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

05 - HIZIR ÇELEBİ (Rahmetullahi Aleyh)

PÂDİŞÂHI SEVİNDİRDİ

 

Fâtih Sultân Mehmed Hân zamanında yetişen,

Âlim olup, tahsîle başladı çok küçükken.

 

Babası Celâleddin, âlim bir zâttı yine.

Onun ile başladı, ilk ilim tahsîline.

 

Sonra "Molla Yegân"ın tâkip edip dersini,

Zâhirî ilimlerin tahsîl etti hepsini.

 

Öyle ki, her ilimde olmuş idi bir dehâ.

Fenârî”den sonra da, eşi yoktu bir daha.

 

Fâtih Sultân devrinde, biri gelip Mekke'den,

Bâzı dînî suâller sormuştu âlimlerden.

 

Zamanın ulemâsı cevap verdilerse de,

Pek tatmîn olamadı gelen kimse yine de.

 

Çok üzülen pâdişâh, vezîrlere dönerek,

Dedi: (Yok mu ülkemde, buna cevap verecek?)

 

Vezîrler, her tarafı aradılar durdular.

En son Sivrihisâr'da, "Hızır Bey"i buldular.

 

Getirdiler acele, aynı gün pâdişâha.

Otuz yaşında idi "Hızır Bey" henüz daha.

 

Asker kıyâfetiyle gelmiş idi o günde.

Alaylı güldü o zât, “Hızır”ı gördüğünde.

 

Sordu suâllerini, istihzâ eyliyerek.

Cevapladı Hızır Bey, ne sorduysa tek be tek.

 

Daha sonra “Hızır Bey”, başladı suâllere.

Lâkin o zât, cevaptan âciz kaldı bu kere.

 

Dedi ki: (Çok mükemmel bir zekâ ve hâfıza.

Biz onun karşısında, imkân yok durmamıza.)

 

Hızır Bey”, pâdişâhı sevindirdi o günü.

Fetheyledi böylece, onun mahzûn gönlünü.

 

Pâdişâh, Hızır Bey'e buyurdu ki: (Evlâdım!

Sevindim, seni dahî sevindirsin Allah'ım.)

 

Bâzı medreselerin müderrisliğini de

Hızır Bey”n emrine verdi sultân o günde.

 

Ne zaman ki İstanbul alınınca Bizans'tan,

Onu hem, İstanbulda kadı yaptı o zaman.

 

Hızır Bey buyurdu ki bir gün sevdiklerine:

(Farzdır "Emri bil mâruf" her mü'min üzerine.

 

Ya bir söz söyliyerek, ya bir kitap vererek,

Mutlaka bu hizmete iştirak etmek gerek.

 

Bir yerde emri mâruf terk edilirse eğer,

Başa, en kötüleri geçip idâre eder.

 

Biz de emri mârufu terk edersek, elbette,

Çok sıkıntı çekeriz, dünyâ ve âhirette.

 

Cehennemde çok çetin acılar var, ateş var.

Kolay değil, bir ateş düştüğü yeri yakar.

 

"Ateş" kelimesini, kolay gelir söylemek.

Ama bilmelidir ki, acısı çetindir pek.

 

Bu hususta kendine güvenen varsa eğer,

Parmağının ucunu, birazcık yaksın, yeter.

 

Bir kibrit alevinde, deneyin bir kez bunu.

O zaman anlarsınız "ateş" ne olduğunu.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan