|
04 - HACI BAYRÂM-I VELÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BU İSYÂNCI KİM?
“Hacı Bayrâm-ı Velî”,
hem ders okutuyordu,
Hem de halka câmide,
nasîhat ediyordu.
Onu çekemiyenler,
pâdişâha geldiler.
(Efendim, Ankara'da biri
var ki) dediler.
(Hacı Bayrâm-ı Velî,
diyorlar, kendisine.
İnsanlar, akın akın
giderler meclisine.
Aleyhinizde dahî, söz
söylemiş bu insan.
Korkarız ki, ilerde
çıkarır belki isyân.)
Pâdişâh, tetkîk için bu
şahsın durumunu,
Emretti:
(Yakalayıp, getirin bana
onu!
Emrime baş kaldırıp,
gelmek istemez ise,
Zincire bağlıyarak,
getirin zorla bize.)
Vazîfeli memurlar, bu
fermânı aldılar.
Edirne'den çıkarak, yola
revân oldular.
Ankara'ya az bir yol
kalmıştı ki, bir ara,
Rastladılar bir “genç”le,
nûrlu bir "ihtiyâr"a.
O “Yaşlı zât”, bunlara
sordu ki:
(Acabâ siz,
Nereye, ne maksatla
acele gidersiniz?)
Dediler: (Ankara'da
varmış ki garip biri,
Toplamış etrâfına, bir
gurup kimseleri.
Sultâna baş kaldıran
isyâncı biri imiş.
Adı da, halk içinde “Hacı
Bayrâm Velî”ymiş.
Biz, onu yakalayıp,
zincire vuracağız.
Atıp arabamıza, sultâna
varacağız.)
O nûr yüzlü ihtiyâr,
dedi ki o erlere:
(Aradığınız benim,
gitmeyin başka yere.
Fermân başım üstüne,
durmayın artık daha.
Haydi, beni bağlayıp
götürün pâdişâha.)
Bu sözler karşısında,
şaşkına döndü erler.
Zîrâ aradıkları, bu “Nûrlu
zât”mış meğer.
Dediler ki: (Efendim,
sizden özür dileriz.
Zîrâ aradığımız, aslâ
siz değilsiniz.
Devlete başkaldıran bir
isyâncı arardık.
İyi ki sizi görüp,
hakîkatı anladık.)
“Hacı Bayrâm-ı Velî”,
buyurdu ki bu sefer:
(Yine de biz gidelim,
pâdişâh merak eder.)
Velhâsıl berâberce,
geldiler Edirne'ye.
Sultân merak ederdi:
(Bu isyâncı kim?)
diye
Bir "Eşkıyâ" beklerken,
sultân ikinci Murâd,
Gördü ki, karşısında, "Nûr
yüzlü velî" bir zât.
Baş köşeye oturtup,
sohbete başladılar.
Anladı ki, bu zâttan
devlete gelmez zarar.
İhsânlarda bulundu
kendisine gâyetle.
Ve lâkin “Hacı Bayrâm”,
reddetti nezâketle.
Sultân ısrâr edince,
buyurdu ki o zaman:
(Pâdişâhım, mutlaka,
gerekliyse bir ihsân,
Vergi ve askerlikten,
bilcümle talebemiz.
Bir müddet muâf olsun
muvâfık görürseniz.)
Pâdişâh, Hacı Bayrâm
Velî'nin teklîfine,
(Uygundur)
buyurarak, fermân verdi
eline. |