ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HACI BAYRÂM-I VELÎ (Rahmetullahi Aleyh)

EMÂNET KUTU

 

Hacı Bayrâm Velî”nin yaşadığı devirde,

Askere çağrılmıştı, "bir genç" günün birinde.

 

Yetîm ve öksüz olup, kimsesi yoktu, lâkin,

Biraz mîrâs kalmıştı babasından garibin.

 

Yâni az “Bilezik”le, bir kaç da “Altın”ları,

Vardı ki, bir kutuya koyuverdi onları.

 

Lâkin kimse yoktu ki, bıraksın emâneten.

Hacı Bayrâm Velî”nin kabrine geldi hemen.

 

Rûhuna okuyarak bildiği sûreleri,

Dedi ki: (Yâ hazreti Hacı Bayrâm-ı Velî!

 

Vatanî vazîfemi îfâ etmek üzere,

Bu günden îtibâren, gidiyorum askere.

 

Lâkin şu elimdeki bir miktâr “Mücevher”i,

Emânet edeceğim şu anda yoktur biri.

 

Son çâre geldim artık ben zât-ı âlînize,

Kutu”yu, emâneten, bırakıyorum size.)

 

Genç, böyle söyliyerek çıkıverdi türbeden.

Ve müsterih olarak, askere gitti hemen.

 

Aradan bir kaç sene geçmişti ki nihâyet,

Askerliği bitti ve köyüne etti avdet.

 

Koyduğu “Emânet”i almak için de, hemen,

Geldi tekrar türbeye, hiç vakit geçirmeden.

 

Genç, tereddüt etmeden türbeye girdiğinde,

Gördü ki, “Çekmece”si durur aynı yerinde.

 

Ve derhâl yaklaşarak, dedi ki türbedâra:

(Efendim, şu kutuyu yıllar önce bir ara,

 

Askere gittiğimde, ben koymuştum bir zaman.

Şimdi döndüm askerden, alıyorum buradan.)

 

O türbedâr dedi ki: (Gâyet tabî evlâdım,

Alabilecek misin, al kutuyu bakalım.

 

Çünkü ben bu “Kutu”yu, geçenlerde bir kere,

Alıp koymak istedim, daha emîn bir yere.

 

Lâkin uğraştımsa da, bütün kuvvetimle ben,

Aslâ oynatamadım o “Kutu”yu yerinden.

 

Bu işte bir hikmet var” diyerek o aralık,

Bir daha da elimi sürmedim ona artık.)

 

O böyle dediyse de, genç uzattı elini.

Ve koyduğu o yerden, aldı “Emâneti”ni.

 

Yâni “Hacı Bayrâm”ın kerâmetiyle, yine,

Çekmecesini alıp, döndü memleketine.

 

O bir gün buyurdu ki: (Alçak gönüllü olan,

Dünyâ ve âhirette, râhat olur her zaman.

 

O, ne şikâyet eder, ne şikâyet edilir.

Çünkü kula sıkıntı, yalnız “Kibr”inden gelir.

 

Yâni şikâyet etmek, kibir'dendir esâsen.

Mütevâzı” olursa, ölmüştür nefis zâten.

 

Hiç şikâyet eder mi, "Ölü"yse biri şâyet?

Yâhut "Ölü" olanı, kim eder ki şikâyet?

 

Nîmete kavuşmaya vesîledir “Tevâzû”.

Zîrâ yüksek dağlardan, aşağıya akar su.

 

Mü’minin zînetidir, tevâzû, hayâ, edeb.

Mütevâzı olanlar, yükselir her yerde hep.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan