ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - HAYYÂT-I VEHBÎ (Rahmetullahi Aleyh)

DÜNYÂ İÇİN “ALLAH” DEMEM

 

Dedi ki: (Ey Efendim, aslı nedir bu işin?

Ben aslâ Allah demem, dünyâlık bir şey için.)

 

Buyurdu ki: (Bu sözün, ne hoş ve mübârektir.

Benim dahî murâdım, bunu temîn etmektir.

 

Benim bu teklîfime, “Evet” dersen sen hemen,

Dünyâ muhabbetinden kurtulursun tamâmen.

 

Bu, öyle bir nîmet ki, benzeri yoktur daha.

Dünyâdan uzaklaşıp, yaklaşırsın Allah'a.

 

Sen bu güzel sözünle isbât ettin kendini.

Mübârek olsun sana, uzat şimdi elini.)

 

Bir himmet nazarıyla, bakıp ona gönülden,

Çok yüksek bir makâma yükseltti onu hemen.

 

Değişti “Terzi Baba” o anda birden bire.

Kavuştu çok kıymetli, mânevî nîmetlere.

 

Abdullah-i Mekkî”nin bu himmetli nazarı,

Bir anda yükseklere çekti o bahtiyârı.

 

Bir kaç gün daha kalıp yanında, en nihâyet,

Verdi “Terzi Baba”ya o gün "mutlak icâzet".

 

O günden îtibâren, girdi başka bir hâle.

Zîrâ o, tasavvufta ermişti tam kemâle.

 

Mânevî ilimlerin deryâsına dalmıştı.

Artık o, büyük "âlim", yüksek "velî" olmuştu.

 

Her konuştuğu hikmet, ibretti her bakışı.

Değişmişti bir anda onun hayât akışı.

 

İnsanlar da bu hâli, başladı fark etmeye.

Gelmeye başladılar ondan istifâdeye.

 

Sohbetini dinleyen, kendinden geçiyordu.

Bu dünyâ'dan soğuyup, Hakk’a yaklaşıyordu.

 

Gelen, hayrân olurdu onun yüksek hâline.

Zîrâ “Nûr” saçıyordu, o herkesin kalbine.

 

Ziyâretçi sayısı, gün be gün artıyordu.

Bâzıları bu işe, mânâ veremiyordu.

 

Hakkında dedikodu başladı en nihâyet.

Zîrâ kötü insanlar, o gün de vardı elbet.

 

Derlerdi: (Bildiğimiz, şu câhil Terzi Baba,

Halk, niçin akın akın ona gider acabâ?)

 

Önce, yalnız “Câhiller” söylerdi böyle, ancak,

Sonra “Okumuşlar” da etti buna iştirak.

 

Bâzı “İlim ehli” de katılınca onlara,

Erzincan'ın müftîsi, şöyle dedi onlara:

 

(İmtihâna çekelim, çağırıp kendisini.

İyice anlıyalım, bir şey bilmediğini.

 

Deriz ki: "Terzi Baba, habersizdir ilimden.

Gitmesin kimse ona, bu günden îtibâren")

 

Bir haber gönderdi ki, sonra “Terzi Baba”ya,

(Filân gün ve sâatte lütfen gelin buraya.)

 

O imtihân günü de gelmiş idi nihâyet.

Terzi Baba”, dâvete, etti o gün icâbet.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan