|
03 - HAYYÂT-I VEHBÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
ERZİNCANA GELDİ
O günlerde Mevlânâ
Hâlid-i Bağdâdî de
Talebesinden olan,
Abdullah-i Mekkî'ye,
Bir icâzet vererek,
kendisine dedi ki:
(Sen dahî bir ehline
ilet bu emâneti.)
Gönderdi sonra onu,
hemen Anadolu'ya.
Ki, aldığı feyzleri,
saçıversin oraya.
Buyurdu: (Oralarda,
bulunca bir ehlini,
O nasipli kimseye, ver
bu emânetini.)
(Peki efendim!) deyip
bir gurup müslümânla,
Anadolu’ya doğru,
Bağdat'tan çıktı yola.
Mesâfeler katedip,
Erzurum'a geldiler.
Oradan da Erzincan
şehrine yöneldiler.
Erzincan sınırına
yaklaşınca Mübârek,
Bir an, yoldaşlarına
yüzünü döndürerek,
Dedi ki:
(Hocamızdan aldığım
emâneti,
Vereceğim o şahsın,
yakındır vilâyeti.
Zîrâ bana bir koku
geliyor ki bu yerde,
O zât, bu yakınlarda bir
yerdedir herhâlde.)
Erzincan sınırına doğru
ilerledikçe,
O koku'nun şiddeti
artıyordu gittikçe
Ne zaman ki az sonra,
Erzincan'a geldiler.
Gökyüzünden o yere, "Nûr"
yağıyor gördüler.
Abdullah-ı Mekkî'yle
diğerleri hem dahî,
Gördüler gökten inen, o
nûr-u ilâhîyi.
(Aradığımız şehir,
burasıdır) diyerek,
Kenar bir mahâllede
ikâmet eylediler.
Onlar teşrîf edince bu
beldeye nihâyet,
İnsanlar, akın akın
eylediler ziyâret.
Her gelen, hayrân kaldı
onun sohbetlerine.
Ziyâretçi sayısı,
çoğaldı günden güne.
Lâkin o, gelenlere, tek
tek dikkat ederek,
Birini arıyordu, emâneti
verecek.
Nihâyet "Terzi Baba"
, teşrîf etti oraya.
O içeri girince, hemen
kalktı ayağa.
Çağırıp, tam yanında
oturttu kendisini.
Şaşırttı bu iltifât,
cemâatin hepsini.
Ona olan ilgiden,
hayrete düştüler hep.
Dediler:
(Bir terziye, bu ilgi
nedir acep?)
Lâkin o, görüyordu onun
temiz kalbini.
Zîrâ erbâbı anlar,
mücevherin kadrini.
Sonra "Terzi Baba"ya
buyurdu ki (Kardeşim!
Bende bir emânet var,
hocamdan almış idim.
Ararım vermek için, "bir
ehli var mı?" diye.
Buna, sen müstehaksın,
vermem onu gayriye.
Bu, sana çok "menfaat",
çok "nîmet"
sağlayacak.
İnsanlar, akın akın sana
doğru koşacak.
Bunun için sâdece, sen "Allah"
diyeceksin.
Onun karşılığında, çok
şeye ereceksin.)
Ve lâkin Terzi Baba,
onun bu sözlerinden,
Ne murâd ettiğini
anlamamıştı hemen.
|