|
02 - SEYYİD ALÂADDÎN
(Rahmetullahi Aleyh)
O CEVAP VEREBİLİR
Osmânlı devletinin,
kuruluş yıllarında,
Bir âlim vardı "Seyyid
Alâaddin" adında.
Aslen Anadolu'da yaşıyan
bu büyük zât,
Konya'nın yakınında, bir
köyde etti vefât.
O devirde bir râhip, "Semerkant"a
gelmişti.
Halkın îtikâdını,
bozmaya yeltenmişti.
“Îsâ Nebî”
hakkında, hâşâ "İlâh"
diyordu.
Buna benzer, asılsız
şeyler anlatıyordu.
Bu râhip, haber saldı
Semerkant melikine.
Dedi: (Münâzaraya geldim
memleketine.
Cevap verebilirse bana
âlimleriniz,
Müslümân olacağım ben de
elbet çâresiz.
Ama suâllerime, olmazsa
cevap veren,
Anlaşılmış olur ki,
dâvâmda haklıyım ben.
O zaman herşeyimi fedâ
edip büsbütün,
İslâmı
yıkmak için çalışırım
gün be gün.)
Semerkant
hükümdârı olan bu “Sultân
Hâlid”,
Bu haberi alınca, çok
üzüldü o vakit.
Topladı huzûruna, cümle
âlimlerini.
Söyledi bu râhibin bu
saçma teklîfini.
Âlimler dediler ki:
(Emrine âmâdeyiz.
Ona cevap verecek
kudretteyiz hepimiz.)
Onunla biz bir yerde,
münâzara edelim.
Bütün suâllerine birden
cevap verelim.)
Bir gün tâyin edildi,
geldiler bir araya.
Râhip, suâllerini tevcîh
etti onlara.
Lâkin iknâ edici cevap
alamadı pek.
Sultânın huzûruna geldi
böbürlenerek.
Dedi:
(Ey sultân Hâlid, olsun
ki haberiniz,
Cevap veremediler bana
âlimleriniz.)
O zaman sultân Hâlid, bu
hâle üzüldü pek.
Biraz sonra, âlimler
huzûruna gelerek,
Dediler ki:
(Esseyyid Alâaddîn
adında,
Büyük islâm âlimi var ki
Anadoluda,
O cevap verebilir bunun
suâllerine.
Bir haber yollıyalım
hemen kendilerine.)
Sultân, memnun oldu ve
verdi hemen emrini.
Dedi ki:
(Mektup yazıp, dâvet
edin kendini.)
Derhâl mektup yazılıp,
gönderilmekte iken,
Tam o anda, saraya, “Bir
yolcu” girdi birden.
Uzak yoldan gelmişti,
çok yorgundu hâli de.
Cebindeki mektûbu, verdi
sultân Hâlid'e.
Açtı sultân mektûbu,
okuyunca ağladı.
Sevinç ve sürûrundan,
secde-i şükre vardı.
Âlimler, onu böyle görüp
hayret ettiler.
(Ne yazar ki, böyle çok
sevindiniz?)
dediler.
Sultân Hâlid, mektûbu o
zâta uzatarak,
Dedi:
(Al, oku şunu şöyle
sesli olarak.)
Geliyordu o mektup,
“Seyyid Alâaddîn”den.
Okumaya başladı, mektûbu
o da hemen. |