|
01 - SADREDDÎN-İ KONVEVÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÇOK MÜTEVÂZI İDİ
"Hazret-i Mevlânâ"nın
hocası olan bu zât,
Aslen Konyalı olup, bu
yerde etti vefât.
“Muhyiddîn-i Arabî”, hem
üvey babasıydı,
Hem onu yetiştiren üstâd
ve hocasıydı.
Binlerce talebeye ders
verdi zamanında.
Çok âlim ve evliyâ
yetişmişti yanında.
Dâimâ “Zühd” ve “Takvâ”
üzereydi her hâli.
Harâm korkusu ile, terk
etti çok helâli.
Kimseyi incitmezdi,
mütevâzıydı gâyet.
Dünyâ mâl-ü mülküne,
vermezdi değer, kıymet.
“Muhyiddîn-i Arabî”,
onu, kendi elinde,
Çok iyi yetiştirdi, her
zâhirî ilimde.
Hattâ onun hakkında,
şöyleydi ki emeli:
Tasavvufta yükselip,
olsun "büyük bir velî".
Lâkin hayâtta iken,
göremedi o bunu.
Zîrâ daha önceden,
teslîm etti rûhunu.
“Sadreddîn-i Konevî”,
anlatıyor ki bizzât:
Üstâdım Muhyiddîn-i
Arabî etti vefât.
Ziyâret ediyorken,
mübârek türbesini,
Gördüm parlak nûr gibi,
rûhânî sûretini.
Onun güzelliğine
bakıyorken hayretle,
O, boynuma sarıldı sevgi
ve muhabbetle.
Buyurdu ki:
(Rabbime hamd olsun ki
evlâdım,
Yine de boş çıkmadı, o
niyet ve maksadım.
Çok yüksek makâmlara,
isterdim yükselmeni.
Lâkin görememiştim,
dünyâda böyle seni.
Şimdi elhamdülillah,
erdin bu makâmlara.
Sen de, saç bu feyzleri
istekli olanlara.)
Ben hocamın rûhundan,
dinlerken bu sözleri,
Kayboldu göz önünden,
bir anda sûretleri.
Ve yine kendileri
anlatır ki şöylece:
“Muhyiddin Arabî”yi,
rüyâda gördüm gece.
Ellerini öperek, dedim
ki: (Ey üstâdım!
Allahü teâlâdan, var ki
şöyle murâdım,
O’ndan gayri ne varsa,
unutayım hepsini.
Hiç hâtırlamıyayım hattâ
bir tânesini.
Lâkin unutmıyayım,
Rabbimi bir an bile.
Her sâniye ve her an,
olayım O'nun ile.
Bu çok büyük nîmete
kavuşabilmem için,
Müstecâb
duânıza, ihtiyâcım var
sizin).
Buyurdu: (Ey
Sadreddîn, müjde vereyim
sana.
Ereceksin yakında, bu
mânevî ihsâna.)
Çok geçmeden bu nîmet,
verildi bu fakîre.
Hamd olsun bunun için
Rabbime sonsuz kere.)
“Sadreddîn-i Konevî”
henüz vefât etmeden,
Vasiyetnâmesini yazdı
daha evvelden.
Buyurdu ki:
(Yakında, bir fitne
kopacaktır.
Ondan, çoğu müslümân
kurtulamıyacaktır.)
Hakîkaten aradan geçmedi
fazla sene.
Moğollar saldırdılar,
Selçuklu devletine.
Bu insâfsız insanlar,
yakıp yıktı her yanı.
Ve şehîd eylediler,
binlerce müslümânı. |