|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
SÂLİH, VELÎ, MÜRŞİT
Evliyâ-yı kirâmdan olan
bu mübârek zât,
"Mektûbât"
kitâbında şöyle etti
nasîhat:
(Biliniz ki, ebedî
seâdete kavuşmak,
Bir mürşide, mânevî bağ
ile olur ancak.
Bu da, onun hakîkî bir
mürşid olduğunu,
Bilip ve inanarak,
sevmekle olur onu.
Allahın sevgisini
kazanabilmek için,
Çalışan müslümâna,
denilir “Sâlih”
mü’min.
Ve eğer kazanmışsa bir
kimse bu sevgiyi,
“Velî”, yâhut “Evliyâ”
denilir buna dahî.
Başka insanların da
kazanmasına eğer,
Çalışırsa, ona da denir
“Mürşit” ve “Rehber”.
Kimin mânevî bağı, çok
olursa rehbere,
Kavuşur daha fazla
feyiz, bereketlere.
O Resûl'ün mübârek
kalbinden çıkan "Nûr"lar,
Aynen bu rehberlerin
kalbinden yayılırlar.
Sanki bir “Ayna”
gibi, evliyânın
kalpleri,
Yansıtır, aksettirir
aynen o feyizleri.
Eğer rehberi görür,
sesini işitirse,
O da teveccüh edip, feyz
vermek ister ise,
Onun istîdâtı ve
kâbiliyyeti kadar,
O rehberin kalbinden,
kalbine feyiz akar.
İnsanda mevcut olan
istîdât, kâbiliyyet,
"İslâma uymak"
ile daha çok artar
elbet.
Eğer islâmiyyete uymaz
ise bir kimse,
O, aslâ kavuşamaz
bereket ve feyize.
Mânevî râbıtası bozuksa
bir kişinin,
O dahî kavuşamaz feyzine
bir mürşidin.
Mânevî râbıtadan, şudur
ki asıl maksat,
O mürşidi "sevmek"
ve eylemektir "itâat".
Senelerce çekse de
riyâzet, mücâhede,
Yine de bir rehberden
edemez istifâde.
Yâni bir evliyâdan
feyizyâb olmak için,
Onda, feyz olduğuna
inanmak lâzım ilkin.
İnanır, onu sever,
sözünü dinler ise,
Kavuşur o nisbette
bereket ve feyize.)
Başka bir mektûbunda
buyuruyor ki bu zât:
(Yavrum, bu gençlik çağı
bulunmaz büyük fırsat.
En kıymetli zamanı "gençlik"tir
bu hayâtın.
Çünkü hep yerindedir
güç, kuvvet ve sıhhatın.
Bu zaman da geçiyor ve
azalıyor artık.
Erzel-i ömür olan,
geliyor "ihtiyarlık".
Yazık ki, gençliğini
boşuna harcıyorsun.
En lüzumlu işini, sona
bırakıyorsun.
Allahü teâlânın rızâsını
kazanmak,
En şerefli iştir ki,
lâzımdır ona bakmak.
Çünkü tek gâye ile
yaratıldı ins ve cin.
O da, rızâullahı
kazanmaları için.
Geriye atıyorsun sen bu
mühim işini.
Ve hebâ ediyorsun yazık
ki gençliğini.
En iyi zamanını, en
kötü, düşman olan,
Nefsinin ardı sıra
geçirmektesin her an.
Halbuki Resûlullah şöyle
buyuruyorlar:
“Yarın
yaparım diyen, aldandı,
etti zarar.” |