|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
MAKSÛDUN, MÂBUDUNDUR
Evliyâ-yı kirâmdan büyük
âlim bir zâttır.
"Mektûbât"
kitâbında şöyle
buyurmaktadır:
(Bilin ki, insanları
yarattı cenâb-ı Hak.
Ki, Onun sevgisini
kazansınlar muhakkak.
Hep nefsin arzusunun
peşinden koşan bizler,
Bu gafletli hâlimiz,
daha ne kadar sürer?
Ne vakit bu gafletten
acep uyanacağız?
Ve ne zamana kadar
gaflette kalacağız?
"Nefis" ile "Şeytan"ı
sevindirmekteyiz hep.
Daha, ne vakte kadar
devam eder bu acep?
Bu dünyâ lezzetleri,
nefsin arzularıdır.
Onlar da hep zararlı,
haram ve günâhlardır.
Rızâ-yı ilâhîye
kavuşmaya tek mâni,
Bu nefsi emmârenin
arzularıdır yâni.
Nefsin bu arzuları,
tükenmez, bitmez aslâ.
Hepsi aleyhimize
isteklerdir hülâsa.
“Maksûdun mâbudundur”
ata sözü meşhurdur.
Nefsine uyan kimse,
bulamaz rahat, huzûr.)
Başka bir mektûbunda
buyurdu ki: (Elemler,
Takdîr-i ilâhîyle insana
gelmekteler.
Hepsinden râzı olmak ve
sabretmek gerektir.
Bize düşen, Allahtan
âfiyet istemektir.
Bir şey beklememeli, şu
âciz mahlûkâttan.
Her şeyi bilmelidir,
Allahü teâlâdan.
Dertlerden, elemlerden
kurtulabilmek için,
Çok istiğfâr etmesi
lâzım gelir kişinin.
Rabbimizin takdîri,
irâdesi olmadan,
Hiç kimse, hiç kimseye
veremez zarar, ziyân.
Bunun ile berâber,
sebeplere yapışmak,
Peygamberler yoludur,
gerekir böyle olmak.
Yâni kul, sebeplere
teşebbüs etmelidir.
Lâkin tesirlerini,
Allahtan bilmelidir.
Meselâ “Ateş”
yakar, “Su”,
söndürür ateşi.
Yalnız Hak teâlâdır
yaratan her bir işi.
Aç olan, yer ve doyar,
su içip kanar insan.
Yine Hak teâlâdır bu
şeyleri yaratan.
Bu gibi sebepleri
kullanmayıp bir kişi,
Eğer zarar görürse,
günâh olur o işi.
Âhiret işlerinde
tevekkül yapmak olmaz.
Çalışmak emr olundu
bunlarda bize esas.
Yâni her emredilen
işleri yapmalıdır.
Allahın kereminden,
ümitli olmalıdır.
Emirlere sarılıp,
yasaklardan sakınmak,
"Kulluk"
vazîfemizdir, yapmalıyız
muhakkak.
Müslümân, az yemeli ve
az uyumalıdır.
Lâkin bu, ibâdete mâni
olmamalıdır.
Namâzda hâsıl olan
mânevî lezzet ve tad,
Hâriçteki hallerden
üstündür, hem de kat
kat.
Namâzları, zevk ile
kılmaya çalışınız.
Evvel vaktinde kılıp,
sona bırakmayınız.
"Tâdil-i erkân"ına
ederek tam riâyet,
Cemâatle kılmaya ediniz
hem de gayret.
Hadîste buyuruldu:
“Her namâz esnâsında,
Kalkar bütün perdeler,
Rab’la kul arasında.” |