|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
BEŞ VAZÎFE
“Mektûbât”
kitâbında bu büyük
evliyâ zât,
Tasavvuf'tan bahsedip,
şöyle etti nasîhat:
(Kalp ile yapılacak
vazîfe, beş adettir.
Biri, Hak teâlânın
ismini yâd etmektir.
Kalpte, yâni gönülde,
hiç ses çıkarmıyarak,
Rabbi hatırlamaktır,
yalnız hayâl olarak.
İkinci, "Kelime-i
tevhîd"i aynı halde,
Yine sessiz olarak
söylemektir hayâlde.
Üçüncüsü, kalbinden
mâsivâyı atmaktır.
Yâni Haktan gayriyi,
gönlünden çıkarmaktır.
Mahlûk düşüncesinden
temizlenmiş olunca,
Hakka teveccüh eder o
kalp artık doğruca.
Bir şişe, boşalırsa eğer
içindekinden,
O boşalan şişeye, "Hava"
girer peşinden.
Sen, kalbini "Düşman"dan
boşaltır isen şâyet,
"Dost"u dâvet
etmeye, o zaman kalmaz
hâcet.
Dördüncüsü, Allahı
düşünmektir ki her an,
O, her şeyi görüyor ve
biliyor her zaman.
Beşincisi, Allahın bir "Evliyâ
kulu"nu,
Düşünüp, sevgi ile
hatırlamaktır onu.
O zâtı düşündükçe,
sevgisi daha artar.
O "Velî"nin
kalbinden, kalbine feyiz
akar.
Ne kadar çok olursa, ona
sevgi, muhabbet,
Kalbine, daha fazla akar
feyiz, bereket.)
Bu zât buyuruyor ki yine
bir mektûbunda:
(Yükselebilmek için bu
tasavvuf yolunda,
Rehberliği lâzımdır "yol
bilen bir kişi"nin.
Ve sohbeti lâzımdır, hem
kâmil bir "mürşid"in.
Böyle bir “Rehber”
bulmak, çok büyük bir
nîmettir.
Bulunca, yapacak iş, ona
teslîmiyettir.
O “Allah adamı”nın
bir şefkatli bakması,
Siler atar kalpteki
karartı, kir ve pası.
Bu beş vazîfe ile, bir "Rehber"in
sohbeti,
Kolay yapmak içindir,
asıl islâmiyyeti.
Maksat, Resûlullaha daha
iyi uymaktır.
Emirleri yapmakta, bir "kolaylık"
duymaktır.
İslâma uymadıkça,
yapılan vazîfeler,
Ve rehberin sohbeti,
fâide veremezler.
Birinci vazîfesi bir
mü’minin velhâsıl,
Rabbinin rızâsını elde
etmektir asıl.
Bunun ise tek yolu, "Resûl'e
tam uymak"tır.
Ve bid’at ve günâhtan,
tamâmen kurtulmaktır.
Resûl'e tam ve doğru
uyabilmek için de,
İhlâs sâhibi olmak
lâzımdır her işinde.
Zîrâ ibâdetlerde,
olmazsa eğer "İhlâs",
Rızâ-i ilâhîye aslâ
kavuşulamaz.
“İhlâs” da,
tasavvufla nasîb olur
insana.
Ancak böyle erilir,
Allahın rızâsına.
Eshap, Resûlullahın
sohbetine koştular.
İhlâsta, en yükseğe,
zirveye ulaştılar.
Onlar, verdiği zaman bir
"avuç" kadar
arpa,
Kavuşurlar idi ki öyle
fazla sevâba,
Başkaları verse de, "dağ"
kadar para, altın,
Yine kavuşamazlar
sevâbına eshâbın. |