ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh)

KULLUK MAKÂMI

 

Bu zât, sevdiklerine buyurdu ki bir ara:

Sakın güvenmeyiniz keşf ile rüyâlara.

 

İnsanı, Cehennemden tek şeydir kurtaracak.

O da, “İslâmiyyete uymak”tır yine ancak.

 

Öyleyse, emirlere kuvvetle sarılınız.

Haram ve günâhlardan, nefret edip kaçınız.

 

Uygun yapın her işi ahkâm-ı dîniyyeye.

Ki, vâsıl olasınız rızâ-i ilâhîye.

 

Allahü teâlâyı anmak da çok mühimdir.

Onu hiç unutmamak, hattâ Onun emridir.

 

Zîrâ buyuruyor ki: (Ey mü’minler, Allahı,

Her zaman yâd edin ki, bulasınız felâhı.)

 

Yine: (Hak teâlâyı her zaman zikrediniz.

Dünyâ ve âhiret'te, tam felâha eriniz.)

 

Abdullah ibni Abbâs, buyuruyor ki hattâ:

(Hak teâlâ, bir sınır koymuştur her tâatta.

 

Bu sınırı aşınca, özür kabûl etmiştir.

Bunları, o tâattan müstesnâ eylemiştir.

 

Lâkin buna mukâbil, “Her an beni anınız!

Emri için, bir özür tanımamıştır yalnız.

 

Yâni Onu anmakta, hiç yoktur özür, sınır.

Müslümân, her ânında Rabbini anmalıdır.

 

Dururken, otururken, her yerde ve her halde,

Kendini anmamızı emretti her mahalde.

 

Beni hiç unutmayın!” diye de buyurmuştur.

Yâni Onu çok anmak, bir vazîfe olmuştur.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Bu yolda, son derece,

Allahü teâlâyı tanımaktır netîce.

 

Bu da, Hak teâlâda “Fânî olmak” demektir.

Herkesten yüz çevirip, yalnız Onu sevmektir.

 

Varlığın, sırf "Allaha mahsus" bulunduğunu,

Ondan başka herşeyin, fânî, yok olduğunu,

 

Anlamak demektir ki, "Tasavvuf" işte budur.

Bunu böyle anlıyan, maksada kavuşmuştur.

 

O, Rabbinden gayriyi unutmuştur, tanımaz.

Ne kadar uğraşsa da, bir şey hatırlıyamaz.

 

Hattâ kendini bile hatırlamaz, unutur.

Rabbinden gayrisini, bilmez ve sevmez olur.

 

Zîrâ kalp hastalığı şöyledir ki, o gönül,

Allahtan gayri şeye eylemiştir temâyül.

 

Ârifin kalbi ise, "parlak ayna" gibidir.

Her işi dîne uygun ve ahlâkı iyidir.

 

Allahın her emrine uymak ve her ibâdet,

Böyle olan kimseye, kolay gelir begâyet.

 

Kendisini beğenmek, "ucb" ve "riyâ" gibi,

Kötü huylar, bulunmaz kendisinde tabii.

 

Yapar o her işini, "Allah" için, ihlâsla.

Onda günâh ve haram işlemek olmaz aslâ.

 

Çünkü nefs, itmînâna, îmâna kavuşmuştur.

Önce çok âsî iken, şimdi mutî olmuştur.

 

Tasavvufun gâyesi, işte buna varmaktır.

Herkesten yüz çevirip, Allaha "kul" olmaktır.

 

Kulluk makamı”dır ki tasavvufta son makam,

Kul, ancak bu makamda kulluk yapabilir tam.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan