|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
MÂRİFET NEDİR?
"Mektûbât"
kitâbında buyurur ki bu
âlim:
Kul, islâma muvâfık
davranmalı her dâim.
Zîrâ yaratıldı ki bu
insanlar ve cinler,
Yalnız Hak teâlâya
ibâdet eylesinler.
İnsanın kemâli de,
Rabbine "kul"
olmaktır.
Ondan başka her şeyi,
gönlünden çıkarmaktır.
"Tasavvuf"a
girmekten maksat da
zâten asıl,
Kul, kendi hiçliğini
bilmesidir velhâsıl.
Kendisinde, varlıktan
bir eser görmemektir.
Varlığın, "Hakka
mahsus" olduğunu
bilmektir.
Evliyâlar, kerâmet
gösterseler de, fakat,
Evliyâ olmak için,
kerâmet değildir şart.
Ayrıca, kerâmetin az
veyâ çok olması,
Onun derecesiyle yoktur
bir alâkası.
Kerâmeti çok olan,
yüksek olmıyabilir.
Zîrâ yüksek olmanın
ölçüsü bu değildir.
Hattâ Şihâbüddîn-i
Sühreverdî adında,
Bir velî buyurur ki
Avârif kitâbında:
(Kalbin, her an Allahı
anmasına kıyâsen,
Kerâmet göstermenin,
kıymeti yok esâsen.
Tasavvuf yolunda da,
asıl gâye ve maksat,
Kalbin, Hak teâlâyı
anmasıdır her saat.
En büyük kerâmet de,
işte bu mârifettir.
Yâni Hak teâlâyı tanımak
ve bilmektir.)
Hattâ evliyâların
mertebeleri bile,
Ölçülür, Rabbe olan
mârifetleri ile.
İşte bu mârifete
kavuşabilmek için,
Sohbeti gereklidir bir "Evliyâ
kişi"nin.
Bir “Allah adamı”nın
teveccüh ve nazarı,
Siler atar kalpteki
karartı ve pasları.
Onların sohbetinin
bereketiyle, insan,
Rabbine ibâdeti, olur
kolay ve âsân.
Hak teâlâ, Kur'ânda
buyurdu ki: (İns
ve cin,
Yaratıldı, sırf bana
ibâdet etmek için.)
En iyi ibâdet de,
"Sâhibini anmak"tır,
Hattâ Onu anmaktan,
kendini unutmaktır.
“Mârifet” denilir
ki tasavvufta bu hâle,
İşte buna kavuşan,
gelmiş olur kemâle.
İbâdetin en yüksek
noktasında velhâsıl,
Allahü teâlâya “Mârifet”
olur hâsıl.
Âyeti kerîmede istenen
ibâdet de,
İhlâs ile yapılan
ibâdettir elbette.
Yâni nefis ve şeytan,
karışmadan araya,
Yapılan ibâdettir Allahü
teâlâya.
Böyle hâlis ibâdet
yapabilmesi için,
Nefsinin itmînânı
lâzımdır o kişinin.
Yâni nefs, ne zaman ki
kötülükten kurtulur,
O zaman Sâhibine ârif ve
yakın olur.
Zâten "kerâmet"
demek, yakınlıktır
Allaha.
İnsana, bundan büyük
meziyyet olmaz daha.
Kim ki, Rabbe olmuştur
daha ârif ve yakın,
Derecesi, herkesten
yüksektedir o zâtın.
Buna, yalnız "İslâma
uymak"la kavuşulur.
İslâma uymadıkça, her
yapılan boş olur.
|