|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
EN
KIYMETLİ SÖZ
Sevdiği birisine, bir
gün bu evliyâ zât,
Bir mektup göndererek,
şöyle etti nasîhat:
“Lâ ilâhe illallah”
güzel kelimesini,
Çok söyleyip, anınız
Rabbimizin ismini.
Bu zikri, kalbinizle
yapın ki her birinde,
Zîrâ çok faydalıdır
kalbin temizliğinde.
Bu güzel kelimenin,
söylenince yarısı,
Tamâmen yok edilir,
Rabbimizden gayrısı.
“İllallah”
denince de, hak olan tek
mâbudun,
Varlığı bildirilir,
mânâsı budur bunun.
Nitekim tasavvufta,
yegâne gâye zâten,
İşte bu ikisine
kavuşmaktır esâsen.
“Lâ ilâhe illallah, en
üstün kelimedir.”
Diye, Resûl-i ekrem bize
bildirmektedir.
Öyleyse o Resûl'ün
yoluna sarılınız.
Bid’at ve günâhlardan
şiddetle sakınınız.
İyi iş yapabilir, iyi
kötü her insan.
Fakat yalnız "Sıddîklar"
sakınır günâhlardan.
Diyorsun:
(Tasavvufta ilerliyen
kimseler,
Giyse, mahzur olur mu
kıymetli elbiseler?)
Deriz ki: O, bu yolda,
maksada ulaşmışsa,
Yâni “Fenâ”
denilen bir makama
varmışsa,
Kalpte, Hak’tan gayriye
kalmamışsa bağlılık,
O şeyler, bu kimseye bir
zarar vermez artık.
Çünkü onun kalbinde,
yalnız "Rabbi"
kalmıştır.
Başka hiçbir şey ile
ilgisi kalmamıştır.
O kimse, bunun için ne
giyse üzerine,
Yine de mâni olmaz
kalbin zikretmesine.
Hattâ uyku'su bile, "Zikir"dir,
gaflet olmaz.
Çünkü o, uykuda da
Rabbini hiç unutmaz.
Kalbi, gâfil değildir
aslâ Hak teâlâdan.
Çünkü hep anmaktadır
Rabbini hiç durmadan.
Bu makama varmıyan, ama
böyle değildir.
Kalbi, Hak teâlâdan
gayriyle ilgilidir.
Fakat yeni elbise, buna
da zarar vermez.
Yâni kalbin zikrine,
mâni olur denemez.
Çünkü din büyükleri,
büyük imâmlar dahî,
"İmâm-ı a’zam"
ile "Abdulkâdir
Geylânî",
Hepsi de, giymişlerdir
kıymetli elbiseler.
Bildiriyor bunları, çok
kıymetli eserler.
Değeri, o gün için "bin",
hattâ "dörtbin"
dirhem,
Gümüş olan cübbeyi,
giymiştir Fahr-i âlem.
İmâm-ı a’zam dahî, kendi
talebesine,
(Kıymetli elbiseler
giyiniz) derdi yine.
Ebû Saîd-i Hudrî
hazretlerine dahî,
Gelip bâzı kimseler,
sordular şu suâli:
Dediler: (Yemek içmek ve
giyinmekte olan,
Bu değişikliklere ne
dersiniz bu zaman?)
Buyurdu ki: (Bu
şeyler, ilgilidir
âdetle.
Yoktur alâkaları îmân ve
ibâdetle.
Eğer helâl parayla
olursa böyle bir iş,
Bir de karışmaz ise, ona
riyâ, gösteriş,
Hepsi, Hak teâlânın
verdiği nîmetleri,
Belli etmek olur ki,
câiz olur her biri.) |