|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
HAKÎKÎ ÎMÂN
Çok büyük âlim olup, hal
ehli bir velîydi.
Söz ve nasîhatleri pek
çok fâideliydi.
Birine mektup yazıp,
buyurdu ki: (İns ve cin,
Yaratıldı sâdece "İbâdet
etmek" için.
İbâdet yapmaktan da,
maksat ve gâye asıl,
Hakîkî bir îmâna
olmaktır sonra vâsıl.
Bu "Hakîkî îmân"a
kavuşabilmek için,
Nefsi îmân etmesi
lâzımdır o kişinin.
Nefis inkâr ederken ele
geçen o îmân,
Îmânın sûretidir,
değildir kâmil îmân.
Çünkü nefs, azgınlıktan
kurtulmamıştır daha.
Ve isyân etmektedir
Rabbi olan Allaha.
Îmân mevcut ise de,
yalnız görünüştedir.
Amel ve ibâdetler, sûret
ve şekildedir.
Çünkü devam etmekte
küfrüne nefis yine.
Hâlâ düşmanlıktadır
inâtla Sâhibi'ne.
Zîrâ buyuruyor ki Allahü
azîmüşşân:
“Nefsini düşman tanı,
zîrâ o bana düşman.”
İsyânda olduğundan nefis
hâlâ Rabbine,
Bu “Îmân-ı mecâzî”,
yok olabilir yine.
Nefis de vaz geçerse
küfür ve inâdından,
“Hakîkî îmân”
olup, hiç yok olmaz o
îmân.
O zaman ameller de,
hakîkî, gerçek olur.
Kul için asıl maksat ve
gâye, işte budur.
Çünkü buyuruyor ki
kitâbında Rabbimiz:
“Ey îmân sâhipleri,
gerçek îmân ediniz.”
Ahmed ibni Hanbel de,
ilim ve içtihâdda.
En yüksek mertebede
olduğu halde hattâ,
Yine “Bişr-i Hafî”nin
kapısına giderek,
Yükselmeye çalıştı,
ondan feyz edinerek.
Sebebi soruldukta,
buyurdu ki:
(O, benden,
Allaha, daha fazla
âriftir hakîkaten.)
Hattâ İmâm-ı a’zam Ebû
Hanîfe dahî,
Bu feyzi almak için,
çalıştı bizâtihi.
Ve vefât etmesine var
iken iki sene,
Bir "Evliyâ kişi"nin
tâlip oldu feyzine.
İctihâdı bırakıp, tercîh
etti uzleti.
Onun da bu uzletten, bu
idi tek niyeti.
Vefât ettikten sonra,
rüyâda biri onu,
Görünce, suâl etti ne
halde olduğunu.
Cevâben buyurdu ki:
(Son iki sene şâyet,
Olmasaydı, bu Nûmân
helâk olurdu elbet.)
Yâni o da giderek, bir "Velî"
sohbetine,
Kavuştu böylelikle
îmânın kemâline.
Amellerin kemâli, îmâna
bağlıdırlar.
Îmân çok nûrlu ise,
onlar da nûrludurlar.
Îmânın kemâli de, bu
nefs-i emmârenin,
Îmâna gelmesine
bağlıdır, bu da kesin.
“Ölmeden önce ölmek”
denir ki buna hattâ,
Şöyle buyurmaktadır
Resûl-i kâinât da:
“Yürüyen ölü görmek eğer
istiyorsanız,
Ebû Kuhâfe oğlu Ebû
Bekr’e bakınız.
Ebû Bekr’in îmânı,
îmâniyle ümmetin,
Tartılsa, ağır gelir
îmânı Ebû Bekr’in".) |