|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
AĞLAMAYI NÎMET BİL
Evliyânın büyüğü olan bu
mübârek zât,
"Mektûbât"ta, bir
gence şöyle etti
nasîhat:
(Oğlum, kısa ömürde, en
mühim işleri yap.
Gece ibâdet edip, kazan
çok ecir, sevap.
Ağlamayı nîmet bil seher
vakti içinde.
İslâmın ahkâmına tâbi ol
her işinde.
Allahü teâlâyı, anıp
hatırlıyarak,
Karanlık geceleri, eyle
nûrlu ve parlak.
Ticârette sâdık ve emîn
ol ki pek fazla,
Sâdık olan tâciri,
seviyor Hak teâlâ.)
Başka bir mektûbunda
buyurdu ki: (Evlâdım!
Seni, her murâdına
kavuştursun Allahım.
Kendi arzularından
kurtarıp hattâ seni,
Versin onun yerine,
kendi irâdesini.
Zîrâ en büyük makam, “Kulluk
mertebesi”dir.
Bu, kulun kendisinde,
varlık görmemesidir.
Böyle olan, Rabbine olur
ki öyle âşık,
Kendi arzusu ile iş
yapamaz o artık.
Rabbinin istediği işleri
yapar bir tek.
Bu, Hak âşıklarının
elinde değildir pek.
Kalpte "aşk-ı ilâhî"
parlamadıkça hem de,
İnsan, bu mertebeye
varamaz bu âlemde.)
Bir gün de buyurdu ki:
Bir kul ile, Allahın,
Arasındaki perde, “Nefs”idir
o insanın.
Nitekim bu hususta,
Kur'ânda cenâbı Hak,
Şöyle buyuruyor ki: (Bana
gel, nefsi bırak.
Aradığın güneşi örten
bulut, sensin, bil.
Yâni en büyük perde,
nefsinden başka değil.)
Bu “Nefis perdesi”nin
aradan kalkması da,
Vicdânî, kalbe âit bir
iştir esâsında.
Bu, söz ve yazı ile aslâ
anlatılamaz.
Kitap okumakla da, bu
yine anlaşılmaz.
Hak teâlâ, ezelde
etmişse kime ihsân,
Kavuşur bu nîmete, ancak
o şanslı insan.
Muhabbet şartı ile, bir
velînin "sohbet"i,
Kazandırır insana,
ayrıca bu nîmeti.
Sevgisi miktarınca,
ondaki "feyiz" ve
"nûr",
O seven kimsenin de,
kalbine akar durur.
Aldığı feyizlerle,
kavuşur kemâlâta.
Kendini, o "Velî"de
o, yok bilir âdetâ.
Evliyânın vücûdu, hem bu
hayatta iken,
Hem de vefâttan sonra,
bir rahmettir külliyen.
Diri iken verdiği feyiz
ve bereketler,
Öldükten sonra dahî,
akmaya devam eder.
Hattâ hayatta iken
verdiğine kıyasla,
Vefât ettikten sonra,
verirler daha fazla.
Kınından üryân olmuş bir
"kılıç" gibi
yâni,
Daha çok tesirlidir,
kalmadı çünkü mâni.
Ve eğer o "Velî"ye
sevgisi kesilirse,
Bereket de kesilip,
kavuşamaz feyize.
Velhâsıl hayır işler
yapmaya çalışınız.
Ve hattâ ibâdet ve
tâatta yarışınız.
Hep kusur işlemekle
geçer ise bu ömür,
Yarın mahşer gününde,
bulunamaz hiç özür.) |