ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh)

AĞLAMAYI NÎMET BİL

 

Evliyânın büyüğü olan bu mübârek zât,

"Mektûbât"ta, bir gence şöyle etti nasîhat:

 

(Oğlum, kısa ömürde, en mühim işleri yap.

Gece ibâdet edip, kazan çok ecir, sevap.

 

Ağlamayı nîmet bil seher vakti içinde.

İslâmın ahkâmına tâbi ol her işinde.

 

Allahü teâlâyı, anıp hatırlıyarak,

Karanlık geceleri, eyle nûrlu ve parlak.

 

Ticârette sâdık ve emîn ol ki pek fazla,

Sâdık olan tâciri, seviyor Hak teâlâ.)

 

Başka bir mektûbunda buyurdu ki: (Evlâdım!

Seni, her murâdına kavuştursun Allahım.

 

Kendi arzularından kurtarıp hattâ seni,

Versin onun yerine, kendi irâdesini.

 

Zîrâ en büyük makam, “Kulluk mertebesi”dir.

Bu, kulun kendisinde, varlık görmemesidir.

 

Böyle olan, Rabbine olur ki öyle âşık,

Kendi arzusu ile iş yapamaz o artık.

 

Rabbinin istediği işleri yapar bir tek.

Bu, Hak âşıklarının elinde değildir pek.

 

Kalpte "aşk-ı ilâhî" parlamadıkça hem de,

İnsan, bu mertebeye varamaz bu âlemde.)

 

Bir gün de buyurdu ki: Bir kul ile, Allahın,

Arasındaki perde, “Nefs”idir o insanın.

 

Nitekim bu hususta, Kur'ânda cenâbı Hak,

Şöyle buyuruyor ki: (Bana gel, nefsi bırak.

 

Aradığın güneşi örten bulut, sensin, bil.

Yâni en büyük perde, nefsinden başka değil.)

 

Bu “Nefis perdesi”nin aradan kalkması da,

Vicdânî, kalbe âit bir iştir esâsında.

 

Bu, söz ve yazı ile aslâ anlatılamaz.

Kitap okumakla da, bu yine anlaşılmaz.

 

Hak teâlâ, ezelde etmişse kime ihsân,

Kavuşur bu nîmete, ancak o şanslı insan.

 

Muhabbet şartı ile, bir velînin "sohbet"i,

Kazandırır insana, ayrıca bu nîmeti.

 

Sevgisi miktarınca, ondaki "feyiz" ve "nûr",

O seven kimsenin de, kalbine akar durur.

 

Aldığı feyizlerle, kavuşur kemâlâta.

Kendini, o "Velî"de o, yok bilir âdetâ.

 

Evliyânın vücûdu, hem bu hayatta iken,

Hem de vefâttan sonra, bir rahmettir külliyen.

 

Diri iken verdiği feyiz ve bereketler,

Öldükten sonra dahî, akmaya devam eder.

 

Hattâ hayatta iken verdiğine kıyasla,

Vefât ettikten sonra, verirler daha fazla.

 

Kınından üryân olmuş bir "kılıç" gibi yâni,

Daha çok tesirlidir, kalmadı çünkü mâni.

 

Ve eğer o "Velî"ye sevgisi kesilirse,

Bereket de kesilip, kavuşamaz feyize.

 

Velhâsıl hayır işler yapmaya çalışınız.

Ve hattâ ibâdet ve tâatta yarışınız.

 

Hep kusur işlemekle geçer ise bu ömür,

Yarın mahşer gününde, bulunamaz hiç özür.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan