|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
KÂFİRLERE MUHABBET
Evliyâ-yı kirâmın en
büyüklerindendir.
Mübârek sohbetleri,
kalpleri etti tenvîr.
Birine mektup yazıp,
buyurdu ki: (Evlâdım!
Farzlara devam eyle,
harama atma adım.
Tâbi ol her işinde
Allahın Habîbine.
Ve aslâ yakın olma, bir
bid’at sâhibine.
Allahü teâlânın rızâsını
ara hep.
Onun muhabbetini, eyle
arzu ve talep.
Bu nîmetin kokusu
geliyorsa nereden,
Ona kavuşmak için, o
menbâya koş hemen.
Bu dünyâ'ya gelmekten,
asıl maksat ve gâye,
Çalışıp, kavuşmaktır "rızâ-i
ilâhî"ye.
Yazık ki, istenilen, bu
gün terk olunuyor.
Başka şeyler peşinde
koşturup duruluyor.
Allah, bizi ve sizi,
bundan halâs eylesin.
Kendini aramayı bilhassa
nasîb etsin.
Başımıza gelirse bir
belâ ve musîbet,
Kötü işlerimizin
netîcesidir elbet.
Siz, önce kendinizi
ıslâha çalışınız.
Farzları edâ edip,
haramlardan kaçınız.)
Başka bir mektûbunda
buyurdu ki: (Müslümân,
Mü’min olmıyanları
sevemez hiçbir zaman.
Âyeti kerîmede buyuruldu
ki zîrâ:
“Muhabbet beslemeyin
mü’min olmıyanlara.”
Yine buyuruldu ki:
“Kimin varsa îmânı,
Allah ve Resûlünün
sevmez düşmanlarını.”
İki şekilde olur,
kâfirlere muhabbet.
Küfrünü beğenirse, "Kâfir"
olur o elbet.
Ve lâkin herkes ile iyi
geçinmek için,
Dost görünmek, küfrüne
sebep olmaz kişinin.
Yâni hiç dinlerini
beğenmeden bir kimse,
Onlarla arkadaşlık,
ortaklık yapar ise,
Bu şart ile kurulan bu
yakınlık, irtibat,
Küfür olmaz ise de, câiz
değildir fakat.
Çünkü bu muhabbeti,
zamanla ileride,
"Dînini beğenme"ye sebep
olur belki de.
Müseylemet-ül kezzâb,
yalancı peygamberdi.
“Benî Hanîf kavminin
peygamberiyim”
derdi.
Bu alçak yalancının
yanında bulunanlar,
Eshâbtan iki kişi, bir
gün yakaladılar.
Müseyleme alçağı, önce
bir sahâbîye,
Suâl etti: “Muhammed
Peygamber midir?”
diye.
O “Evet” buyurunca, yine
suâl etti ki:
“Benim nübüvvetime
inanır mısın peki?”
O, kalben inanmayıp,
ettiyse de hemen red,
Lâkin hiç istemeden,
korkuyla dedi “Evet”.
Onu serbest bırakıp, bu
sefer diğerini,
Çağırıp sordu aynen, bu
iki suâlini.
O, ilkinde dedi ki:
“Elbette inanırım”.
Lâkin ikincisinde dedi
ki: “Ben sağırım”.
O böyle söyleyince,
öldürdü onu derhal.
Resûl-i müctebâya arz
edildi işbu hal.
Buyurdu:
(İkincisi, şehîd oldu
îmânla.
Birincisini ise affetti
Hak teâlâ.) |