|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
TAKVÂ SÂHİBİ OL
Allah adamlarından büyük
bir "evliyâ"dır.
Kalplere hayat veren
nasîhatları vardır.
O, bir gün buyurdu ki:
(Asıl maksat, dünyâ'da,
Kavuşmaktır doğru bir
îmân ve îtikada.
Bir insanın şerefi, zîrâ
“Îmân” iledir.
Aslâ mal ve makamla ve
mevkîyle değildir.
Kuvvetli bir îmâna
kavuşabilmek için,
Çok gayret göstermesi
lâzım gelir kişinin.
Yalnız "Âhiret"
için çalışırsa kim eğer,
Allahın yardımıyla, her
arzusuna erer.
Yalnız "Dünyâ"
işleri ardında
koşanların,
Âhir ve âkıbeti, çok
fenâ olur yarın.)
Bir gün de buyurdu ki:
("Namâz", başın
tâcıdır.
O, kalplerin sürûru,
mü’minin mîrâcıdır.
Hattâ namâz hakkında
buyurdu ki o Server:
“En çok secdede olan
kulunu Allah sever.”)
Yine O buyurdu ki:
(Namâzları, bir kimse,
Cemâatle kılmaya eğer
devam ederse,
İyilerle haşr olur o
kimse mahşer günü.
Ve geçer şimşek gibi hem
Sırat köprüsünü.
Dertlerden, belâlardan
muhâfaza olunur.
Ve bin şehîd sevâbı, o
kula ihsân olur.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Gelirse dert ve belâ,
Onun gitmesi için, tövbe
edin evvelâ.
Zîrâ bir hadîsinde
buyurdu ki o Server:
“Kim tövbe istiğfâra
devam ederse eğer,
Hak teâlâ o kulu,
belâlardan kurtarır.
Hiç ummadığı yerden, onu
rızıklandırır.”)
Bir gün de, hükümdâra
mektup yazıp o bizzât,
Tesirli sözleriyle
eyledi çok nasîhat.
Buyurdu: (Resûlullah,
sahâbe-i güzînden,
"Muâz ibni Cebel"in
tuttu bir gün elinden.
Birkaç adım yürüyüp,
buyurdu ki: "Yâ Muâz!
Takvâ sâhibi ol ki,
takvâdır dinde esas.
Ahdine sâdık ol ve komşu
hakkını gözet.
Aldığın emânete, etme
sakın ihânet.
Bilhassa yetimlere
davran hep merhametli.
Kızma ve herkes ile
kelâm et muhabbetli.
Fıkıh bilgilerini,
öğrenip ince ince,
Amel eyle her dâim, bu
ahkâm mûcibince.
Her bir işi yaparken,
düşün âhiret'ini.
Ve “Hesap günü”
için, hazır eyle
kendini.
Gönlünü, bu dünyâ'ya
bağlayıp etme harap.
Âhiret'e yarıyan fâideli
işler yap.
Kimseyi kötüleme ve aslâ
yapma gıybet.
Yapma yalan şâhitlik,
doğru sözü kabûl et.
Gizli günâhlarına, gizli
eyle istiğfâr.
Âşikâr olanlara, tövbe
eyle âşikâr.")
Yine biri sordu ki
Resûl-i müctebâya:
“Hizmetçimi kaç defâ
affedeyim acabâ?”
Onun bu suâline, buyurdu
ki o Server:
“Affeyle hizmetçini, bir
günde yetmiş sefer.”) |