|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
KURTULAN TALEBE
Bir gün "Muhammed
Mâsum", abdest alıyor
iken,
"Su ibriği"ni
alıp, duvara çaldı
birden.
Su döken talebesi, buna
çok etti hayret.
Hattâ kendi kendine,
üzülüp korktu gâyet.
Düşündü ki:
“Ne hatâ işledim ki bu
ara,
İbriği benden alıp,
fırlattı bu duvara?”
Sormaya da çekindi bunu
kendilerine.
Söyledi en nihâyet
yakınından birine.
O, "Muhammed Mâsum"a
arzedince bu işi,
Buyurdu: (Söyleyin de,
üzülmesin o kişi.
O, aslâ bize karşı
yapmadı bir kabâhat.
Biz onu seviyoruz,
eylesin kalbi rahat.
Lâkin biz, o ibriği
attığımız sırada,
Zor durumda kalmıştı,
bir talebe sahrâda.
Onu kurtarmak için,
etrâfa baktım, ancak,
O "ibrik"ten
başka şey, yoktu tutup
atacak.
Mecbûren onu alıp,
fırlattım aceleyle.
O da, o tehlikeden
kurtuldu böylelikle.)
Bu hâdiseden sonra,
günler geçti aradan.
Nihâyet o talebe, çıkıp
geldi bir zaman.
Ona, arkadaşları bunu
suâl edince,
Dedi ki: (Bir sahrâda
yürüyorken bir gece,
Birden bire karşıma,
çıktı koca bir "Arslan".
“Ne yapacağım?” diye
şaşırıp kaldım o an.
Derhal üstâdımızı göz
önüne getirdim.
“Allahın izni ile
kurtarın beni!”
dedim.
Yeni bitirmiştim ki bu
duâyı o an ben,
O arslana, “Bir ibrik”
gelip çarptı âniden.
Hem de öyle şiddetli
çarptı ki birden bire,
Hayvan, cansız olarak
yıkıldı hemen yere.
"İbrik" de
parçalanıp, oldu hep
darmadağan,
Ben onları toplayıp,
yoluma oldum revân.)
Sonra o parçaları,
çantasının içinden,
Çıkarıp gösterince,
şaşırdı hepsi birden.
Zîrâ tanımışlardı onları
ilk görüşte.
Dediler:
(Hocamızın ibriği buydu
işte.)
Yine bir talebeye
vererek bir icâzet,
Buyurdu: (Falan
yere git de dîne hizmet
et.)
O dedi ki: (Efendim, baş
üstüne ve lâkin,
Çok para lâzım olur
orada “Bu iş”
için.
Bu yolda sarf edecek
param yok benim ise.
Acep bir tavsiyeniz var
mıdır bendenize?)
Buyurdu:
(Kâğıt getir, bir
kırmızı, bir beyaz.)
Hemen temin ederek,
getirip eyledi arz.
Onlardan birer adet, tam
"Para" biçiminde,
Kesip, ıslatıverdi bir
miktar su içinde.
Sonra ona verince, o
talebe gördü ki,
Onların biri "Altın",
"Gümüş" olmuş
öteki.
Çok hayret eyliyerek
geçirdi ki içinden:
“Keşke böyle mârifet
gelse benim elimden.”
Böyle düşündüğünü
anlayıp buyurdu ki:
(Pekâlâ, sana verdim
bundan sonra bu işi.
Ve lâkin ihtiyâcın ne
ise, yap o kadar.
Bir lüzum olmadıkça, bu
işi yapma zinhâr.)
“Peki efendim” deyip,
ayrıldı huzûrundan.
Sırf “Dîne hizmet”
için faydalandı o
bundan. |