ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh)

KURTULAN TALEBE

 

Bir gün "Muhammed Mâsum", abdest alıyor iken,

"Su ibriği"ni alıp, duvara çaldı birden.

 

Su döken talebesi, buna çok etti hayret.

Hattâ kendi kendine, üzülüp korktu gâyet.

 

Düşündü ki: “Ne hatâ işledim ki bu ara,

İbriği benden alıp, fırlattı bu duvara?”

 

Sormaya da çekindi bunu kendilerine.

Söyledi en nihâyet yakınından birine.

 

O, "Muhammed Mâsum"a arzedince bu işi,

Buyurdu: (Söyleyin de, üzülmesin o kişi.

 

O, aslâ bize karşı yapmadı bir kabâhat.

Biz onu seviyoruz, eylesin kalbi rahat.

 

Lâkin biz, o ibriği attığımız sırada,

Zor durumda kalmıştı, bir talebe sahrâda.

 

Onu kurtarmak için, etrâfa baktım, ancak,

O "ibrik"ten başka şey, yoktu tutup atacak.

 

Mecbûren onu alıp, fırlattım aceleyle.

O da, o tehlikeden kurtuldu böylelikle.)

 

Bu hâdiseden sonra, günler geçti aradan.

Nihâyet o talebe, çıkıp geldi bir zaman.

 

Ona, arkadaşları bunu suâl edince,

Dedi ki: (Bir sahrâda yürüyorken bir gece,

 

Birden bire karşıma, çıktı koca bir "Arslan".

“Ne yapacağım?” diye şaşırıp kaldım o an.

 

Derhal üstâdımızı göz önüne getirdim.

Allahın izni ile kurtarın beni!” dedim.

 

Yeni bitirmiştim ki bu duâyı o an ben,

O arslana, “Bir ibrik” gelip çarptı âniden.

 

Hem de öyle şiddetli çarptı ki birden bire,

Hayvan, cansız olarak yıkıldı hemen yere.

 

"İbrik" de parçalanıp, oldu hep darmadağan,

Ben onları toplayıp, yoluma oldum revân.)

 

Sonra o parçaları, çantasının içinden,

Çıkarıp gösterince, şaşırdı hepsi birden.

 

Zîrâ tanımışlardı onları ilk görüşte.

Dediler: (Hocamızın ibriği buydu işte.)

 

Yine bir talebeye vererek bir icâzet,

Buyurdu: (Falan yere git de dîne hizmet et.)

 

O dedi ki: (Efendim, baş üstüne ve lâkin,

Çok para lâzım olur orada “Bu iş” için.

 

Bu yolda sarf edecek param yok benim ise.

Acep bir tavsiyeniz var mıdır bendenize?)

 

Buyurdu: (Kâğıt getir, bir kırmızı, bir beyaz.)

Hemen temin ederek, getirip eyledi arz.

 

Onlardan birer adet, tam "Para" biçiminde,

Kesip, ıslatıverdi bir miktar su içinde.

 

Sonra ona verince, o talebe gördü ki,

Onların biri "Altın", "Gümüş" olmuş öteki.

 

Çok hayret eyliyerek geçirdi ki içinden:

“Keşke böyle mârifet gelse benim elimden.”

 

Böyle düşündüğünü anlayıp buyurdu ki:

(Pekâlâ, sana verdim bundan sonra bu işi.

 

Ve lâkin ihtiyâcın ne ise, yap o kadar.

Bir lüzum olmadıkça, bu işi yapma zinhâr.)

 

“Peki efendim” deyip, ayrıldı huzûrundan.

Sırf “Dîne hizmet” için faydalandı o bundan.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan