|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
YETİŞ EY HOCAM!
İcâzetini verip
talebeden birine,
Gönderdi "Hizmet" için
kendi memleketine.
“Hâce Muhammed Sıddîk”
adlı bu talebesi,
Gidip "Allah yolu"na
dâvet etti herkesi.
Lâkin özlediğinden pek
fazla üstâdını,
Ziyâret maksadıyla yaptı
hazırlığını.
Sonra, ata binerek, yola
çıkıp giderken,
At ürküp, kendisini
düşürdü üzerinden.
Ve hem de, bir ayağı
takıldı üzengiye.
Başladı hayvan onu yerde
sürüklemeye.
Etrâf da “Issız”
olup, kimsecikler yoktu
pek.
Nerdeyse ölecekti yerde
sürüklenerek.
Çâresizlik içinde,
kapadı gözlerini.
İstedi üstâdının yardım
ve himmetini:
“Allahın izni ile ey
hocam, yetiş hemen!
Çok zor bir durumdayım,
kurtar beni bu halden.”
Kalbinden geçirince
hemen bu murâdını,
O, bir anda yetişti ve
durdurdu atını.
Takılan ayağını, atın
üzengisinden,
Çıkarıp, halâs oldu ölüm
tehlikesinden.
Ayağa kalktığında,
düşündü ki o ilkin:
“Teşekkür eyliyeyim
hocama bu iş için.”
Ve lâkin göremedi onu
kendi yanında.
Zîrâ o, göz önünden
kaybolmuştu ânında.
Aynı zât anlatır ki:
Hocamın derslerine,
Muntazaman gittiğim
günlerde bir gün yine,
Âile efrâdımı “Ziyâret
etmek” için,
Memlekete gitmeye,
hocamdan aldım izin.
Hazırlığımı yapıp, yola
çıktım nihâyet.
Sonra, bir “Su
yanında” mola verdim
bir müddet.
Bir insanın boyundan
derindi hem de o su.
Gömleğimi çıkarıp,
yıkamak ettim arzu.
Ve lâkin birden bire
ayaklarım kayarak,
Düştüm suyun içine, yüzü
koyun olarak.
Suda yüzmesini de
mâlesef bilmiyordum.
“Beni, bu vaziyetten
kim kurtarır?”
diyordum.
Böyle çok zor durumda
kalınca, en nihâyet,
Yine ben, üstâdımdan
istedim yardım, medet:
(Allahın
izni ile, çabuk yetiş ey
hocam!
Yoksa, bu su içinde az
sonra boğulacam.)
Ben böyle düşünürken,
üstâdım geldi birden.
Beni sudan çıkarıp,
kayboldu göz önünden.
Yolculuk yapıyordum bir
gün yine sahrâda,
"Susuzluk"
tesiriyle otururdum
orada.
Yürüyecek tâkatim
kalmadı en nihâyet.
Hattâ yoktu etrâfta, "Su"dan
eser, işâret.
“Ne yapacağım?”
diye düşünürken böyle
ben,
Baktım, yine üstâdım
teşrîf etti âniden.
Beni tutup, bir suyun
başına götürerek,
Bekledi baş ucumda,
kendime gelene dek.
O sudan, kana kana içip
döndüm ben geri.
Baktım, yine üstâdım
terk eylemiş bu yeri. |