|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
ACIKAN YEMEK YER
Evliyâ-yı kirâmdan,
büyük âlim bir zâttır.
“Mektûbât”
kitâbında şöyle
buyurmaktadır:
(Hak teâlâ her şeyi,
dünyâ ve âhiret'te,
Bir nizâm ve âhenkle
yaratmıştır elbette.
Bu nizâmın devâmı için
de cenâbı Hak,
Her şeyi, bir sebeple
yaratıyor muhakkak.
Lâkin bu âdetinin
hilâfına, bâzan da,
Yaratır bâzı şeyi, hiç
sebep olmadan da.
Bu iş, Peygamberlerin
elinde olur ise,
Böyle hârika işler,
olurlar bir “Mûcize”.
Evliyâ duâsiyle olursa o
iş şâyet,
Bu hârika işler de,
olurlar bir “Kerâmet”.
Hârika, fâsıktan da
zuhûr edebiliyor.
Bu gibi işlere de, “İstidrâc”
deniliyor.
Bu işler, kâfirlerden
olursa eğer hâsıl,
Bu hârikalara da, “Sihir”
denir velhâsıl.
Bunlar, dîne uymadan,
sırf riyâzet yaparak,
Yalnız nefislerini
yaparlar saf ve parlak.
Kerâmet'le, istidrâc,
benzese de zâhiren,
Lâkin çok ayrıdırlar
aslında birbirinden.
Meselâ bir kimse ki,
sebepsiz iş yapıyor.
Kaybolan eşyâların
yerlerini biliyor.
Eğer islâmiyyete
uyuyorsa bi hakkın,
Bir “Evliyâ”
olduğu anlaşılır o
zâtın.
Uymuyorsa, o zaman ya “Kâfir”dir,
ya “Fâsık”.
Nefsini parlatarak
kendine etmiş yazık.
Kalp temizlenmemiştir
mahlûka bağlılıktan.
Nefis vaz geçmemiştir,
Allaha düşmanlıktan.
Şeytan, bu kimselerin
yanından hiç ayrılmaz.
Bunun için bunlara, “Evliyâ”
demek olmaz.
Velhâsıl Hak teâlâ, halk
edip bir çok sebep,
Ve bu sebepler ile,
yaratır işleri hep.
Kim kavuşmak isterse,
herhangi dileğine,
Allahü teâlânın uyar bu
âdetine.
Yâni para kazanmak
istiyorsa kim şâyet,
Elbet yapar o kimse, bir
"san'at" ve "ticâret".
Ve meselâ yemek yer biri
de olursa aç.
Hasta da, bir "tabîb"e
gider ve alır ilâç.
İlâcı, bir câhilden alır
ise o şâyet,
Şifâ bulmaz ve ölür o
kimse en nihâyet.
Öğrenmek istiyen de
dînini, îmânını,
Bir "İslâm âlimi"nin,
okur kitaplarını.
Bu da, câhil birinin,
bir bid’at sâhibinin,
Kitâbını okuyup,
öğrenirse eğer din,
Dîni de, îmânı da
bozulur bu sebepten.
Ebedî felâkete dûçâr
olur o hepten.
Hakîkî bir âlimin
kitâbını okumak,
Seâdete
erdirir, hem de sonsuz
olarak. |