|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
TASAVVUF NEDİR?
"Tasavvuf nedir?"
diye, sordu ona genç bir
zât.
O da, bir mektup yazıp,
şöyle verdi îzâhat:
(Oğlum, tasavvuf demek,
“Dîne uymak”
demektir.
Emir ve yasaklara tam
riâyet etmektir.
Tek bir "Edeb"e
bile uymaz ise birisi,
Onun, tasavvuf ile hiç
olmaz bir ilgisi.
Bâhusus dinde "Rehber"
tanınan biri, yine,
Tam tâbi olmaz ise dînin
emirlerine,
Böyle olan kimsede,
görülse de hârika,
Yine de siz onlardan,
uzak durun mutlaka.
“Arslandan kaçar”
gibi, onlardan kaçın
hattâ.
Zîrâ onlar, “Şeytanın
askeridir” âdetâ.
Büyüklerden birine,
dediler ki: (Efendim!
Falan yerde biri var,
büyük velî ve âlim.)
Buyurdu:
(Hakîkî bir velî ise, o
halde,
Biz de gidip, o zâttan
edelim istifâde.)
O zâtı görmek için,
hemen yola çıktılar.
Ve onun bulunduğu şehire
ulaştılar.
Karşıdan da bir kişi
gelirdi tam o saat.
Dediler: (Şu
gelendir, bizim
dediğimiz zât.)
Bakarken, o sırada o,
tükürdü önüne.
Lâkin bu, vâki oldu tam
da “Kıble yönü”ne.
O, bunu görür görmez,
dedi ki:
(Kardeşlerim!
O evliyâ olamaz, derhal
geri dönelim.)
“Görüşmek lüzûmunu” bile
hissetmiyerek,
Oradan döndü geri,
şunları söyliyerek:
(Dînin bir edebini
gözetmezse bir insan,
Ondan, fayda yerine,
gelir zarar ve ziyân.
Hakîkî bir “Tasavvuf
ehli” ise bir kişi,
Yapmaz islâmiyyete
uymıyan tek bir işi.)
Bir gün de, Ebû Saîd
Ebül Hayr’a geldiler.
(Su üstünde yürüyor
filân kişi) dediler.
Buyurdu: (Kurbağa
da yüzüyor suda fakat.
Üstünlüğe işâret
değildir bu icrâat.)
Ve yine dediler ki
huzûruna gelerek:
(Filân zât da havada
uçuyor, çok mübârek.)
Buyurdu ki: (Karga
ve sinek de uçmaktadır.
Bunun, mübâreklikle ne
alâkası vardır?)
Yine başka bir gün de,
dediler ki: (Falan da,
Gidiyor bir şehirden,
diğerine bir anda.)
Buyurdu: ("Şeytan"
dahî bunu yapabiliyor.
O da, bir saniyede,
şarktan garba gidiyor.
Bunlar, bir insan için
bildirmez hiçbir kıymet.
Zîrâ değer vermiyor
bunlara islâmiyyet.
Allahü teâlâdan korkarak
herbir işte,
İslâma uyulursa, “Üstünlük”
budur işte.
Kim günâh işlemezse,
Allahtan çok korkarak,
Hak teâlâ indinde “Kıymetli”
odur ancak.) |