|
03 - MUHAMMED MÂSUM
FÂRÛKÎ
(Kuddise Sirruh)
ÂŞIK OLAN GENÇ
“Genç” bir kimse vardı
ki, bu "Velî"yi
tanıyan,
Ders ve sohbetlerine
gelirdi bâzı zaman.
Bu genç, günün birinde
bir kıza oldu âşık.
Böylece sohbetlere
gelemez oldu artık.
"Muhammed Mâsum" ise,
onu göremeyince,
Talebeye sordu ki: (Ne
oldu falan gence?)
Dediler ki: (Efendim,
âşık olmuş bir kıza.
Bundan gelemiyormuş
sizin huzûrunuza.)
Çağırttırdı o genci
yanına biri ile.
Gelince, buyurdu ki:
(Evlâdım, beni dinle.
Allahü teâlâya âittir
sırf bu gönül.
Kul, Ondan gayrisine
etmemeli temâyül.
Eğer tutulmuş ise, kalp
Allahtan gayriye,
Yıkılmış demektir ki,
bakmalı tedâvîye.)
Duyunca bu sözleri,
genç, "Muhammed
Mâsum"dan,
Kalbinde bir değişme
hâsıl oldu ardından,
"Kız"a olan
sevgisi, silindi
tamâmiyle.
Ânında doldu kalbi, “Allahın
sevgisi”yle.
Yâni bu velî zâtın
himmetiyle, tamâmen,
"Kul"a olan
sevgisi, "Allah"a
döndü birden.
Ve oldu bu velînin
makbûl bir talebesi.
Hem dahî günden güne
yükseldi derecesi.
Yine Ekberâbâd'da, vardı
ki bir "Velî"
zât,
Hastalandı ve lâkin
etmeden henüz vefât,
Kardeşinin oğlunu,
çağırıp huzûruna,
Buyurdu ki: (Evlâdım,
geldim ömrün sonuna.
Lâkin tamamlanmadı
yükselmen henüz senin.
Yetişmen gerekiyor
yanında bir velînin.
Ben ölünce, Serhend’de,
"Muhammed Mâsum"a
git.
Onun sohbetlerinden,
olursun çok müstefîd.
Lâkin ben görürüm ki,
bu, hemen olmıyacak.
“Oniki sene”
sonra, nasîb olur bu
ancak.)
Bu vasiyyeti yapıp,
peşinden etti vefât.
Bunu îfâ etmeyi, çok
arzu etti o zât.
Kendisi "Ekberâbâd"
şehrinde otururdu.
Muhammed Mâsum ise, "Serhend"de
bulunurdu.
Teşebbüs ettiyse de
gitmek için Serhend’e,
Lâkin kısmet olmadı bir
türlü bu yine de.
Vaktâ
ki “Oniki yıl”
aradan geçti müddet.
Serhend’e
gitme işi, o zaman oldu
kısmet.
Oraya varır varmaz,
sorup gitti evine.
Kendini tanıtmadan,
katıldı sohbetine.
Lâkin Muhammed Mâsum,
biter bitmez bu sohbet,
Ona buyurdular ki:
(Geldin mi en nihâyet?
Çünkü senin üstâdın,
“Oniki yıl” önceden,
Bana geleceğini,
söylemişti ölmeden.
Onun vasiyyetinden,
geçti tam on iki yıl.
O sözü üzerine, sen
oldun bize vâsıl.) |