|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
SIKINTI NÎMETTİR
"İmâm-ı Rabbânî"nin
bir gün “Hân-ı Cihân”a,
Yazdığı mektûbunda,
şöyle buyurdu ona:
Allah, râzı olduğu,
beğendiği işleri,
İhlâs ile yapmaya
kavuştursun sizleri.
Bu dünyâ nîmetleri, “İslâma
uymak” için,
Yardımcı olurlarsa,
olmazlar fenâ, çirkin.
Yâni dünyâ kazancı, “Âhiret
kazancı”na,
Vesîle olur ise,
minnettir hepsi cana.
Âhiret'e yardımcı
olmıyan dünyâlıklar,
Şeker ile kaplanmış, “Zehir”i
andırırlar.
Dışı şeker ise de,
içinde zehir vardır.
Buna, ahmak olanlar "Şeker"
diye aldanır.
Allah’ın bildirdiği
tiryâk ile bu zehre,
İlâç yapmıyanlara, yazık
olsun bin kere.
Yâni islâmiyyetin
ahkâmına uyarak,
Bu zehrin tedâvîsi
yapılmalı muhakkak.
Doğru düşünebilen akıl
sâhiplerinin,
Uyması lâzım gelir, her
emrine bu dînin.
Ceviz ve kozalakla
oynayıp çocuk gibi,
Elden kaçırmamalı ebedî
seâdeti.
Dünyâ işlerinizi
yaparken, aynı anda,
Riâyet ederseniz dînin
ahkâmına da,
Peygamberler yolunda
bulunmuş olursunuz.
Ebedî seâdete böyle
kavuşursunuz.)
Bir gün de, mektup yazıp
“Şerefeddîn Hüseyn”e,
Şöyle bir nasîhatte
bulundu kendisine:
(Kıymetli, anlayışlı
oğlumuz Şerefüddîn!
Allah, dîne uymanda seni
muvaffak etsin.
Kulun karşılaştığı her
günkü hâdiseler,
Allah’ın takdîriyle
husûle gelmekteler.
Bunun için biz kullar,
irâdemizi yine,
Aynen uydurmalıyız “Onun
irâdesi”ne.
Yâni her gün, ne ile
karşılaşıyorsak biz,
“Aradığımız şeyler”
olarak görmeliyiz.
Ve hattâ sevinmeli,
bulmalı bundan huzûr.
Zîrâ Hak teâlâya “Kulluk”da
böyle olur.
Kul isek, kul olana,
böyle olmak yakışır.
Aksi halde, kulluğu
reddetmek anlaşılır.
Bir hadîsi kudsîde,
olundu zîrâ beyân:
"Kazâ ve kâderime varsa
râzı olmıyan,
O kimse, benden başka
kendine Rab arasın.
Benim kulum olarak,
dünyâ'da bulunmasın."
“Seyyid Mîr Muhibbullah”
adında bir seyyide,
Yazdı ki: (Sabrediniz
gelen her eziyete.
Hısım akrabâlardan gelen
sıkıntılara,
Sabretmekten başkaca,
çâre yok biz kullara.
Ahkaf sûresinde de,
şöyle buyuruldu ki:
“Ulül'azm Peygamberler
sabrettikleri gibi,
Ey Habîbim, sen dahî
sabret sıkıntılara.
Ve acele eyleme bedduâda
onlara.”
“Sabır”, acı ise
de, tatlıdır meyvaları.
Siz hep kaçıyorsunuz,
istemeyip bunları.
Evet, tatlı yemeğe
alışmış olan insan,
Kaçar, şifâ verici acı
olan ilâçtan.) |