|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
YALANCI MÜRŞİTLER
“Mektûbât”
kitâbında, bu büyük
evliyâ zât,
Tasavvuf'tan bahsedip,
verdi şöyle mâlûmât:
“Tasavvuf”,
mahlûkâtı kalbinden
çıkarmaktır.
Allahü teâlâya, daha
yakın olmaktır.
Başka bir ifâdeyle,
Allahü teâlânın,
Sevgi ve rızâsına
varmasıdır insanın.
Bu rızâ ve sevgiye
kavuşmak için dahî,
Bir vâsıta, bir "Rehber"
gereklidir tabii.
“İnsan-ı kâmil”dir
ki, bu rehber ve vâsıta,
Bu, arada olmadan,
ulaşılmaz maksûda.
Talebe, rehberini ne
kadar çok severse,
Kavuşur o miktarda çok
bereket ve feyze.
Peygamber-i zîşânın
kalbinden çıkan "Nûr"lar,
Mürşid-i kâmillerin
kalbinden yayılırlar.
Onlar, Resûlullahtan
gelen bu feyizleri,
Yayıp, aydınlatırlar
istekli kimseleri.
Maksat, "Hak teâlânın
rızâsına varmak"tır.
Bu velîler, arada ancak
bir vâsıtadır.
Sanki bir "Emme basma
tulumba" gibidirler.
Feyiz ve nûru alıp,
istiyene verirler.
Ve lâkin rehberini, her
kim ki incitse az,
Veyâhut inanmazsa, hiç
feyze kavuşamaz.
“Hocanı
incitene kırılmaz isen
eğer,
Köpek senden iyidir”
buyurmuştur büyükler.
Sarsılırsa rehbere,
sevgi ve inanması,
Kesilir tamâmiyle, ondan
feyiz alması.
Feyz alabilmek için,
kâfi gelir "Muhabbet".
Sevgisi çoğaldıkça,
feyiz de artar elbet.
Birlikte olanlara, daha
çok feyiz gelir.
Onun bereketiyle, îmânı
kuvvetlenir.
Artar islâmiyyete uymak
arzu, merâmı.
"İğrenç" ve "Çirkin"
görür her günâh ve
haramı.
"Rehber",
islâmiyyetten bir tâviz
verirse az,
Böyle olan bir kimse,
aslâ rehber olamaz.
Kendini “Mürşit”
diye tanıtırsa eğer ki,
Zararı, faydasından çok
olur elbette ki.
Böyle olan kimseler, “Yol
kesen” gibidirler.
Halkı, Hakkın yolundan
alıkoyuverirler.
Bu gibiler, yırtıcı, "vahşî
hayvan" gibidir.
Ve hattâ onlardan da,
daha tehlikelidir.
Zîrâ "Aslan",
insanın, alır yalnız
canını.
Bunlar ise alırlar,
dînini, îmânını.
Hakîkî velîlerin,
alâmetleri vardır.
O zât, hâlis ve muhlis
bir “Allah adamı”dır.
Sâdece "Âhiret"e
döndürmüştür yüzünü.
Onu gören, unutur cümle
üzüntüsünü.
"İslâma hizmet"
için çok çalışır o,
fakat,
Hiç kendi şahsı için,
düşünmez bir menfaat.
Vardır onun kalbinde,
yalnız "Aşk-ı ilâhî".
Onda dünyâ sevgisi,
bulunmaz zerre dahî.
Kimin bir derdi olsa,
doğruca ona gelir.
Onun bir çift sözüyle,
ferahlanır, sevinir.
Onun her davranışı, “Allah
için” olur hep.
Kendi için, kimseden,
hiçbir şey etmez talep.
|