ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)

İSLÂM-I HAKÎKÎ

 

Hindistan’da yetişmiş, çok büyük evliyâdır.

Mektûbât” kitâbında, nasîhatleri vardır.

 

Yine bir mektûbunda buyuruyor ki: İslâm,

İnanıp, “Teslîm olmak” demektir Resûl'e tam.

 

İslâm da, üç kısımdır, "İlim", "Amel" ve "İhlâs".

Bu üçü olmadıkça, müslümânlık olamaz.

 

İlim”, islâmiyyeti iyice öğrenmektir.

Amel”de, buna göre uygun amel etmektir.

 

İhlâs”, her yaptığını yapmaktır Allah için.

Yoksa, olmaz kıymeti yapılan hiçbir işin.

 

İhlâs kazanmanın da, yegâne yolu vardır.

O da, ihlâslılarla birlikte bulunmaktır.

 

Bu ihlâsı kazanmış bir “Rehber”i aramak,

Bu dînin  emri olup, bu, lâzımdır muhakkak.

 

Ve emri şöyledir ki Kur'ânda Rabbimizin:

(Vesîle arayınız Ona kavuşmak için.)

 

Burada buyurulan “Vesîle”den de murat,

İnsan-ı kâmil”dir ki, lâzımdır böyle bir zât.

 

Bu rehber bulununca, ona teslîm olunur.

İşte islâmiyyette tasavvuf yolu budur.

 

Bu yolda olanların, kalbinde, hem de pek az,

Allahtan gayrisinin sevgisi bulunamaz.

 

Allahü teâlânın ihsâniyle o kimse,

Kalbi, Allahtan gayri bir şeyi görmez ise,

 

Fenâ” ve “Bekâ” denen makama vâsıl olur,

Bu yolda, en nihâyet aranılan da budur.

 

İslâmın hakîkati, buradadır ki hattâ,

Velî”, yâhut “Evliyâ” denilir böyle zâta.

 

Burada nefis dahî, küfürden olur halâs.

Îmânla şereflenip, kazanır hem de ihlâs.

 

Artık o, râzı olur Rabbin her yaptığından.

Allahü teâlâ da, râzı olur bu kuldan.

 

"Kendisini beğenmek" belâsından kurtulur.

Hiç günâh işliyemez bir hâle gelmiş olur.

 

Para mal, mevkî makam gibi dünyâlıklardan,

Tamâmen kurtulmuştur, hiç tad almaz bunlardan.

 

Zîrâ o, bu şeylerden tamâmen vaz geçmiştir.

Kendini "Allah için" artık fedâ etmiştir.

 

Nefis, bu itmînâna kavuşursa ne zaman,

İslâm-ı hakîkî”yle şereflenir o insan.

 

Yâni hakîkî îmân, nasîb olur nihâyet.

Artık hakîkî olur her yaptığı ibâdet.

 

Namâz oruç, hac zekât, her ne yapsa velhâsıl,

"Sûret"ten kurtularak, olurlar hepsi "Asıl".

 

Bu “Hakîkî islâm”la her kim ki şereflenir,

Peygamberliğe mahsus kemâller ona gelir.

 

(Âlimler, Nebîlerin vârisleridir) diye,

Kavuşur bu hadîste buyurulan müjdeye.

 

Bütün bu kemâllerin kökü, "İslâmiyyet"tir.

Yâni farzları yapıp, günâhtan el çekmektir.

 

Ne kadar çok dallansa meyve verse bir ağaç,

Yine de köksüz olmaz, ona vardır ihtiyaç.

 

Dînimizin kökü de, bu emirlerdir asıl.

İslâma uymadıkça bir şey olmaz velhâsıl.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan