ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)

KALBİN HASTALIĞI

 

Bin hicrî senesinde gelen bir evliyâdır.

Mektûbât” kitâbında nasîhatları vardır.

 

Bir yerde buyurur ki: (Allahü teâlânın,

Sevgisine kavuşmak istiyen bir insanın,

 

Önce, "Îtikad"ını düzeltmesi lâzımdır.

Sonra "Fıkıh" öğrenip, bunları yapmalıdır.

 

Sonra yapılacak iş, kavuşmaktır "İhlâs"a.

Kalbi temizlemektir mâsivâdan hülâsa.

 

Bir kalp ki, tutulmuşsa Sâhibinden gayriye,

O kalp “Hasta” demektir, muhtaçtır tedâvîye.

 

Hattâ kurtulmadıkça, kalp bu hastalığından,

Hiç "hakîkî îmân"a kavuşamaz o insan.

 

Yâni islâmiyyete mütâbaat güçleşir.

Farzı yapmak zahmetli, haramlar tatlı gelir.

 

Kalbin bu hastalığa yakalanmasına hep,

"Nefsin arzularına, uymak"tır asıl sebep.

 

Nefis, Hak teâlâya düşmandır, hem de fazla.

Ona ibâdet etmek arzu etmez o aslâ.

 

Nefis, haddi zâtında kendine de düşmandır.

İnsana haramları işletmekten zevk alır.

 

Bu âdî zevklerine kavuşabilmek için,

Hattâ "dinsiz, îmânsız" olmayı ister ilkin.

 

Kötü kimseler ile, yaparak arkadaşlık,

Dinden, islâmiyyetten uzaklaşır o artık.

 

Mezhepsiz kimselerin kitaplarını hattâ,

Okuyup, kalbi dahî kararır, olur hasta.

 

Eğer islâmiyyete uyarsa bir kimse tam,

Kalbi, bu hastalıktan kurtulur, olur sağlam.

 

Hattâ islâmiyyete ittibâ eyledikçe,

Nefis gıdâsız kalıp, zaifleşir gittikçe.)

 

Yine bir mektûbunda buyurdu ki bu velî:

(Bir Müslüman, gönlünü "Âhiret"e vermeli.

 

Hem "dîn"e, hem "dünyâ"ya düşkünlük iyi olmaz.

İki zıd şey, bir kalpte, birlikte bulunamaz.

 

Hele "dünyâlık" için, "Âhiret"ini vermek,

Akıllı bir insana yakışır iş değil pek.

 

Bizim büyüklerimiz, bid’atten kaçındılar.

Haram ve günâhtan da, pek şiddetle kaçtılar.

 

Resûl'ün sünnetine sarıldılar her işte.

Bizim bu yolumuzun esâsı budur işte.

 

Bir “Allah adamı”na kavuşursa bir kişi,

Onun yaptığı gibi, yapar artık her işi.

 

Kalbini, o büyüğün kalbine bağlıyarak,

Temizlenir, nûrlanır ondan feyiz alarak.

 

Onun teveccühüyle, kalbi ve her hücresi,

"Allah"ı zikre başlar, îmâna gelir nefsi.

 

Ve öyle tutulur ki, o, "ilâhî bir aşk"a,

Hiçbir şey düşünemez, Hak teâlâdan başka.

 

Bin sene düşünse ve uğraşsa da o yine,

Allahtan gayri bir şey, getiremez kalbine.

 

Her âzâsı, islâma uygun eder hareket.

Akar her an kalbine, feyiz, nûr ve bereket.

 

Hiç işliyemez olur bir günâh, hattâ çok az.

Bu, öyle bir nîmet ki, herkese nasîb olmaz.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan