|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
EN
KIYMETLİ ŞEY
“Mektûbât”
kitâbında, bu büyük
evliyâ zât,
Tesirli sözleriyle,
eyledi çok nasîhat.
Bir gün, sevdiklerinden
"Mîr Muhammed Nûmân"a,
Bir mektup göndererek,
şöyle buyurdu ona:
(Hak teâlâ, Kur'ânda
buyuruyor ki bize:
“Resûlullah, her ne ki
getirdi ise size,
O emirleri alıp, itâat
eyleyiniz.
Yasaklardan da kaçıp,
Allahtan havf ediniz.”
Âyeti kerîmenin sonunda
cenâb-ı Hak,
“Allahü teâlâdan
korkunuz!”
buyurarak,
Yasaklardan kaçmanın,
emirleri yapmaktan,
Çok mühim olduğunu
ediyor bize beyân.
Zîrâ Allahtan korkmak,
haram işlememektir.
Yâni “Verâ” ve “Takvâ”,
dinde temel demektir.
İslâmda en üstün şey,
verâ ve takvâ oldu.
“Dîninizin temeli,
verâ'dır” buyuruldu.
Haramlardan kaçmaya,
böyle çok ehemmiyyet,
Verilmesinde ise, şudur
ki asıl hikmet,
Sakınacak şeylerin, daha
çok olmasıdır.
Fâidesinin dahî, fazla
olmasındandır.
Emirleri yapmak da,
fâideli ise de,
Bu işleri yaparken,
hisse vardır "nefse"
de.
Halbuki "yasaklardan
kaçmak"ta böyle
olmaz.
Nefis, almaz bunlardan
zerre kadar tat ve haz.
Bir işte nefse uymak, ne
kadar az olursa,
Faydası da, o kadar
fazla olur hülâsa.
Çünkü islâmiyyetin
emirlerinin hepsi,
Yıpratmak gâyesiyle
gönderildi bu nefsi.
Çünkü Hak teâlânın, bu "Nefis"
düşmanıdır.
Onu yıpratan her iş,
insana hayırlıdır.
Bir hadîsi kudsîde
buyuruldu:
“Ey insan!
Nefsine düşmanlık et,
çünkü o, bana düşman.”
Nefsi tahrip etmekte, en
iyi yol da yine,
Titizlikle uymaktır
dînin emirlerine.
"Tasavvuf"ta, çok
yollar var ise de
velhâsıl,
Dîni en çok gözeten, en
kısa yoldur asıl.
Yâni bütün yolların,
birbirine kıyasla,
En kısası, "islâma
uyanı"dır en fazla.
"Behâeddîn Buhârî"
hazretleri de yine,
Şöyle buyurmaktadır
sevdiğinden birine:
“Allahü teâlâya
kavuşturan yollardan,
Bize, en kısasını
Rabbimiz etti ihsân.
Çünkü bu yolumuzda,
nefse karşı gelinir.
Ve islâmın her emri,
harfiyyen gözetilir.”
Lâkin düzeltmelidir
evvelâ "Îtikad"ı.
Sonra, "Fıkıh"
öğrenip, yapmalı her
tâatı.
Sonra, Hak teâlâyı her
zaman anmalıdır.
Onu hatırlamaktan, tad
ve haz duymalıdır.
Onu hatırladıkça,
mahlûkât unutulur.
Ve kalp temizlenerek,
hastalıktan kurtulur.
Hastalığı şudur ki
kalbin de asıl yine,
Pek düşkün olmasıdır
Rabbinden gayrisine.
Yâni kurtulmadıkça kalp
bu hastalığından,
“Îmân-ı hakîkî”ye
varamaz hiçbir zaman. |