ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)

EVLİYÂ NASIL TANINIR?

 

Evliyâ-yı kirâmdan olan bu mübârek zât,

"Mektûbât" kitâbında, eyledi çok nasîhat:

 

Buyurdu: (İyi kötü, herkese ve her zaman,

Güler yüz, tatlı dilli olmalıdır müslümân.

 

Fitne çıkarmamalı, düşman kazanmamalı.

"Hâfız-ı Şîrâzî"nin şu sözüne uymalı:

 

Fârisî lisânıyla buyurdu ki o zîrâ:

Bâ dostânrâ mürüvvet, bâ düşmanân müdârâ.”

 

Yâni, "Hep doğru söyle, mert konuş sevdiğinle.

Düşmanı idâre et, güler yüz tatlı dille".

 

Af dileyen olursa, af edici olmalı.

Herkese iyi huylu, yumuşak davranmalı.

 

Hiç kimsenin sözüne karşı gelmemelidir.

Münâkaşa zarardır, aslâ etmemelidir.

 

Şeyh Abdullah-ı Bayâl diyor ki bu hususta:

“Yalnız ibâdet etmek, yoktur bu yolumuzda.

 

Tasavvuf, sırf ibâdet, namâz, oruç değildir.

Bunlar, her müslümânın kulluk vazîfesidir.

 

Tasavvuf, hiç kimseyi incitmemektir asıl.

Bunu kim hâsıl etse, maksada olur vâsıl.”

 

"Muhammed bin Sâlim"e soruldu ki: “Velîler,

Nasıl başkalarından tam ayırd edilirler?”

 

Buyurdu ki: (Onların, yumuşaktır sözleri.

Huyları güzel olup, dâim güler yüzleri.

 

Herkese ihsânları olur hem fazla fazla.

Konuşurken, îtirâz etmezler onlar aslâ.

 

Özür diliyenleri, kabûl ediverirler.

Herkese merhametli ve çok şefkatlidirler.)

 

Yine "Ebû Abdullah Ahmed-i Mekkârî"ye,

Bir gün suâl ettiler: “Fütüvvet nedir?” diye.

 

Buyurdu ki: “Var ise, gücendiğin bir insan,

O kimseye etmendir, çok iyilik ve ihsân.

 

Sıkıldığın kimseye, gösterip yine ülfet,

Güler yüzlü olmandır, işte budur fütüvvet".

 

Müslümân, az konuşur, az uyur ve az güler.

Çalışır, sevâbını yine Rabbinden bekler.

 

Onun emirlerini yapmaktan, alır çok haz.

Her ne dileği olsa, yalnız Ona eder arz.

 

Zîrâ buyuruyor ki hadîste Fahr-i cihân:

“Yalnız Hak teâlâya güvenirse bir insan,

 

Onun her dilediğini, yaratır Hak teâlâ.

Hattâ yardımcı eder, çoklarını o kula."

 

"Yahyâ ibni Muâz-ı Râzî" ki, velî bir zât.

O da, bir sohbetinde şöyle etti nasîhat:

 

“Allahü teâlâyı seversen sen ne kadar,

Allahın kulları da, seni sever o miktar.

 

Sen, ne kadar korkarsan, Allahtan yine şâyet,

İnsanlar da, o kadar korkarlar senden elbet.

 

Sen, Rabbine ne kadar kulluk edersen eğer,

Herkes de, o miktarda sana yardım ederler.”

 

Kendi çıkarlarının ardında koşma artık.

Zîrâ bu, dînimizde değildir hiç muvâfık.

 

Egoist olanları, sevmiyor Hak teâlâ.

Gayriyi düşüneni, tutuyor daha âlâ)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan